Ana içeriğe atla

Celcius 232.8 BÖLÜM 3


BÖLÜM 3:

Emel yorgunluktan kanepeye atmıştı kendisini ve birkaç dakika içerisinde de gözleri kapandı. Öyle ki; tüm gece boyunca sıktığından dolayı şikâyet ettiği ayakkabılarını bile çıkarmayı unutturacak kadar büyük bir yorgunluktu bu. Hakan cep telefonundan Chet Baker - My funny valentine’ı buldu ve işaret parmağıyla hafifçe dokundu. Telefon evdeki ses sistemiyle eşlendi ve şarkı kısık ama içeriyi dolduran bir sesle çalmaya başladı. Şarkının çalmaya başlamasıyla birlikte tebessüm ederek Emel’in yanına geldi. O küçük ve zarif ayaklarını, usulca ayakkabılardan kurtardı. Tüm gece boyunca doğum günü partisinde kendisini bu kadar yormaması gerektiği söylemişti fakat; Emel dinlememişti O’nu. Bu tavsiyesinin göz ardı edileceğini biliyordu, keza dans etmeyi sevmeyen bir kadının varlığını hayal bile edemiyordu. Doğalarına ya da o estetik vücutlarının varoluşuna aykırı bir durumdu bu. Emel’in yanına uzanarak parmaklarını saçlarının arasında gezdirmeye başladı, kokusunu içine çekti. İlk aşkı geldi biranda aklına; saniyelik ayrılıkların bile kendisini çileden çıkardığı, O’nun için ölümü bile göze aldığı günler aklına geldi. Bir erkeğin uğrunda ölebilecek bi’şeyler aradığı zamanları… Şimdi yine âşıktı, belki de, ilk aşkından daha fazla âşıktı. Fakat o eski abartılı duygularından sıyrılmıştı. Olgunluğa adım atmak böyle bi’şey belki de diye geçirdi içinden, yanı başındaki Emel’in otuz dokuzuncu yaş günü hediyesi olan muma üflerken. Sıkıca sardı Emel’i, metrodaki cesur kız aklına geldi. Cesurdu; çünkü tanımadığı kişilerle insanlar konuşmuyordu artık. Her konuşmanın maddi bir bedelinin olduğunu düşününce konuşmak isteseler bile konuşmuyorlardı. Emel’e daha sıkı sarıldı. Bir sabah daha beraber kahvaltı edebilmeyi, eşini ne kadar sevdiğini bir kez daha söyleyebilmeyi umarak uykuya daldı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Chocolat

Erkan: Yemek filmlerini, seçtiğimiz film için uygun bulduğumuz konseptteki bir mekânda konuşmaya devam ediyoruz. Sıradaki filmimiz Lasse Hallström imzalı 2000 yapımı Chocolat… Chocolat filmi için Samet ile konuştuk. Kendinden biraz bahsedebilir misin?
Samet: Bir senesi mutfak, iki buçuk yılı satış olmak üzere lüks bir çikolata kafe zincirinde toplam üç buçuk yıl kadar çalıştım. Geçtiğimiz mayıs ayında çikolata üzerine uzmanlaşmak için istifa ettim. Önümüzdeki dönemde çikolata eğitimleri alacağım. Şimdilerde sipariş üzerine çikolata yapıyorum ve çevremdeki küçük ölçekli kafelerin çikolata menülerine yiyecek - içecek konusunda danışmanlık veriyorum.

Erkan:  Filme geçmeden önce biraz mekândan bahsetmekte fayda var sanırım. Maia Chocolates 2015 yılında kurulmuş, el yapımı çikolatalar üreten, Çengelköy ve Koşuyolu olmak üzere iki şubesi bulunan bir yer.  Filmdeki çikolatacıyla aynı ismi taşıyor. Çikolata konusunda bol çeşit sunuyorlar ve tasarım, sunum konusunda oldukça zarif bir zevkleri …

Star Wars - The Last Jedi

Star Wars - The Last Jedi ana hikaye (ilk iki üçleme) açısından düşündüğümüzde sorunları devam eden bir film. Bitmiş bir seriyi daha düşük kalibreli bi' hikayeyle sürdürmeye çalışması seriyi fazlasıyla yavan kılıyor. Yeni üçleme açısından olaya bakar isek; The Force Awakens'in dağınık görüntüsü yeni filmle toparlanmış gibi gözüküyor. Bunda yönetmen Rian Johnson'un etkisi büyük. Looper gibi karakter sahibi bir bilim kurgu ile aklımızda yer eden Johnson daha filmin başında Kylo Ren'in maskesini parçalayarak Kylo Ren'i Darth Vader gölgesinden, filmi ise orjinal serinin gölgesinden bir nebze olsun kurtararak kendi karakterlerini geliştirme yoluna gidiyor. Filme kattığı en büyük artı orjinal serinin keskin iyi kötü ayrımının The Last Jedi ile iç içe geçmiş ve flu bir görüntüde olması. 
Rian Johnson beklentileri bu denli karşılamışken Star Wars: Episode IX'un tekrar J.J Abrams'a teslim edilecek olması ise fazlasıyla üzücü...

Alien Covenant

Maternal kodlarla örülü 1979 yılında çekilen Alien kuşkusuz Bilim Kurgu sinemasının en kusursuz örneklerinden bir tanesiydi. Ridley Scott seriye yıllar sonra 2012 yılında Prometheus'la dönüş yaptı ve devamı niteliğindeki Alien - Covenant'ta yeni vizyon yüzü gördü. İlk filmin maternal dokusu yerine sömürgeleştirme fantezisi gibi paternal bir temayı kullanan bu yeni Alien filmi bununla da yetinmeyip, yine yaratılış gibi paternal temaları arka arkaya patlatarak orjinal filmin canına okuyor. Ortaya Blade Runner soslu(ki bunda varoluş sancısı çeken robotumuzun büyük etkisi var.), şimdiye kadar bilim kurgu sinema tarihi açısından en beceriksiz gemi mürettebatının olduğu ve yer yer Alien'in zekasından bile şüpheye düşeceğiniz garip bir film ortaya çıkmış. Umarım seri daha fazla deforme edilmeden durulur. Keza hayranları için Alien'ı bu şekilde görmek içler açısı bir durum.