Star Wars - The Last Jedi

Star Wars – The Last Jedi, ana hikâye (ilk iki üçleme) perspektifinden bakıldığında sorunları hâlâ devam eden bir film. Bitmiş ve kendi mitolojisini tamamlamış bir seriyi, daha düşük kalibreli bir hikâyeyle sürdürme çabası, bütün evreni ister istemez yavanlaştırıyor. Bu anlamda film, Star Wars’un geçmişine yaslanarak ayakta durmaya çalışan bir devam halkası olma sıkıntısını aşamıyor.

Ancak yeni üçleme açısından değerlendirildiğinde tablo biraz değişiyor. The Force Awakens’in fazlasıyla dağınık ve nostaljiye yaslanan yapısı, The Last Jedi ile birlikte kısmen toparlanmış gibi görünüyor. Burada Rian Johnson’un etkisi belirleyici. Looper gibi karakter merkezli ve ton sahibi bir bilim kurguya imza atmış bir yönetmen olarak Johnson, daha filmin başında Kylo Ren’in maskesini parçalatarak yalnızca bir aksesuarı değil, karakterin Darth Vader gölgesine sığınan kimliğini de kırıyor. Aynı anda hem Kylo Ren’i hem de filmi orijinal üçlemenin kutsal mirasından bir nebze olsun özgürleştirip kendi karakterlerini inşa etmeye yöneliyor.

Filmin en büyük artılarından biri de Star Wars evreninin klasik “keskin iyi–kötü” ayrımını bulanıklaştırması. The Last Jedi, bu ikiliği iç içe geçmiş, gri ve ahlaki olarak problemli bir alana taşıyarak serinin mitolojik yapısını daha modern ve daha sorgulayıcı bir noktaya çekiyor. Kahramanlık artık saf bir erdem değil, hata yapabilen, çöken ve yeniden kurulan bir süreç olarak sunuluyor.

Tam da Rian Johnson beklentileri bu ölçüde dönüştürmüş ve yeni üçlemeye özgün bir yön kazandırmışken, Star Wars: Episode IX’un yeniden J.J. Abrams’a teslim edilmesi ise fazlasıyla üzücü görünüyor. Çünkü bu tercih, serinin risk almaya başlamışken yeniden güvenli, nostaljik ve formülcü bir hatta geri çekileceğinin habercisi gibi duruyor.

Yorumlar