Red State


Kült filmi Clerks ile başlayan sinema kariyerine, aynı seviyede işler eklemekte zorlanan Kevin Smith; buna rağmen kaba mizahı, popüler kültür göndermeleri ve taşlamalarıyla kendine özgü sadık bir hayran kitlesi oluşturmayı başardı.

Red State ise yönetmenin filmografisinde belirgin bir kırılma noktası. Afişi ve tanıtımlarıyla bir korku filmi izlenimi verse de, özünde dinî ve politik alt metinlerle beslenen bir istismar-gerilim filmi.

Film, hormonlarının etkisiyle kısa yoldan cinsel deneyim yaşamak isteyen birkaç gencin çıktıkları yolculukla açılıyor. Ancak gençler gittikleri karavanda tuzağa düşürülerek fanatik bir tarikatın eline teslim ediliyor. Filmin ilk yarısı, Michael Parks'ın olağanüstü performansıyla hayat bulan Rahip Abin Cooper'ın tüyler ürperten vaazları etrafında şekilleniyor. Kevin Smith'in kariyerindeki en güçlü karakterlerden biri de kuşkusuz Abin Cooper oluyor.

İkinci bölümde ise tarikat ile devlet güçleri arasında bir kuşatma başlıyor. Film tam da bu noktada, dinî fanatizm ile devlet şiddetini karşı karşıya getirerek gerilimini zirveye taşıyabilecek bir zemine sahipken, Kevin Smith beklenmedik bir tercihte bulunuyor. Çatışmanın ortasında duyulan ve kıyamet boruları sanılan ses, tarafların kısa süreliğine silahlarını susturmasına neden oluyor. Daha sonra bu sesin sıradan bir protestodan kaynaklandığının anlaşılması ise yönetmenin bilinçli bir deus ex machina hamlesi olarak okunabilir.

Smith'in hedefinde yalnızca dinî fanatizm değil; devletin mutlak güç iddiası da var. Film, iki dogmatik yapıyı karşı karşıya getirirken, hiçbirini ahlaki üstünlükle ödüllendirmiyor. Buna rağmen yönetmenin din, siyaset, medya, devlet şiddeti ve kıyamet paranoyasını aynı potada eritmeye çalışması, filmin odak noktasını zaman zaman belirsizleştiriyor. Red State, cesur fikirler ortaya atan; ancak bu fikirleri tek bir güçlü bütünlük içinde birleştirmekte zorlanan bir Kevin Smith filmi olarak akılda kalıyor.

Yorumlar