Park Chan-wook ile kurduğum ilişki hiçbir zaman düz bir çizgi olmadı. Bazen fazlasıyla isabetli, bazen de kendi kurduğu dünyanın içinde kaybolmuş gibi. I’m a Cyborg, But That’s OK ise bu gelgitin en tuhaf ama en dürüst duraklarından biri. Park’ın sinemasındaki o bilindik keskinliğin geri çekildiği; yerine daha kırılgan, daha dağınık ama bir o kadar içten bir yapının geldiği bir film bu. Sanki bu kez bir şey kanıtlamaya çalışmıyor; sadece bir fikrin peşinden gidiyor ve onu zorlamadan büyütüyor. Bu yumuşamanın arkasında aslında çok nahif bir sebep var: Park’ın bu filmi, kendi filmlerini izleyemeyecek kadar küçük olan kızı için, onun da izleyebileceği bir hikâye yaratma arzusuyla çekmiş olması. "Şiddetin şairi" olarak tanınan bir yönetmenin, kızına "bak dünya tuhaf bir yer ama senin iç dünyan çok kıymetli" deme biçimi bu. Delilik Değil, Bir Hayatta Kalma Mekanizması Film, yüzeyde bir "akıl hastanesi" hikâyesi gibi dursa da bu çerçeve aslında yanıltıcı. Çünkü...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar