Damian McCarthy’nin bağımsız korku sinemasındaki keskin dili, Caveat ve Oddity ile kendine özgü bir kapalı alan tekinsizliği kurmuştu. Hokum ise bu dilin daha geniş bir prodüksiyon alanına taşındığı, ama aynı oranda seyrelmeye uğradığı bir geçiş noktası gibi duruyor. Film büyüyor; fakat büyürken sıkışması gereken yerleri de kaybediyor. Ortaya çıkan şey, genişlemiş bir hikâye değil; daha parlak ama daha az yoğun bir yüzey. Tanıdık Bir Otel, Tanıdık Bir Çöküş Hikâye, inzivaya çekilmiş bir korku yazarının anne-babasının küllerini bırakmak için İrlanda’daki eski bir otele gelişiyle başlıyor. Ohm Bauman (Adam Scott), travma, alkolizm ve yaratıcı tıkanıklık arasında gidip gelen klasik bir çözülme hattına yerleştiriliyor. Buraya kadar film, yeni bir şey söylemiyor. Asıl sorun da burada başlıyor: Hokum , bir anlatı kurmak yerine, zaten defalarca kurulmuş bir yapının içinde hareket ediyor. Otel fikri; The Shining ’in izolasyonunu, Barton Fink ’in zihinsel sıkışmasını ve 1408’in “mekân...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar