Reign of Fire , ilk bakışta tür sinemasının uç bir örneği gibi durur: modern dünyada uyanan ejderhalar, medeniyetin çöküşü ve küresel bir kıyamet anlatısı. Ancak film, yalnızca bu yüksek konsept fikriyle değil, onu ele alış biçimiyle de dikkat çekici bir yerde durur. Çünkü burada mesele “ejderhalı aksiyon” değildir; daha çok mitolojinin modern dünyanın yıkıntıları içine nasıl yeniden yerleştirilebileceğidir. Filmin en temel hamlesi, mitolojik bir figürü —ejderhayı— sembolik düzlemden alıp biyolojik ve tarihsel bir gerçeklik gibi konumlandırmasıdır. Geleneksel anlatıda ejderha, anlam taşıyan bir varlıktır: korkunun, sınavın, kaosun ya da ilahi gücün simgesi. Oysa bu filmde ejderha, sembol olmaktan çıkarılıp dünyanın ekolojik dengesini bozan bir “üst tür” haline getirilir. Böylece mit, metaforik olmaktan çıkar; maddi ve yıkıcı bir güç olarak yeniden yazılır. Bu dönüşüm, filmi yalnızca bir yaratık filmi olmaktan çıkarır ve onu post-apokaliptik sinemanın sınır bölgesine yerleştirir. Çün...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar