Bazı filmler sanatı bir kurtuluş alanı olarak anlatır. Yetenek keşfedilir, doğru insanlar bulunur, görünmeyen deha sonunda hak ettiği yere ulaşır. Şiir, sinema veya müzik; fark etmez. Hikâye çoğunlukla aynı romantik inanca yaslanır: Gerçek yetenek er ya da geç yolunu bulur. Un Poeta bu fikre pek inanmıyor. İlk bakışta film, orta yaş krizine sürüklenmiş başarısız bir şairin hikâyesi gibi görünür. Oscar gençliğinde iki kitap yayımlamış olsa da artık işsiz, boşanmış, yaşlı annesiyle yaşayan ve şiir dünyasının çevresinde dolanan bir adamdır. Melankolisini ve başarısızlığını neredeyse bir kimlik haline getirmiştir. Klişe bir “ıstırap çeken sanatçı” figürü gibidir. Fakat film Oscar’la alay etmez; onu romantize de etmez. Tam tersine, onu kendi kurduğu sanatçı mitinin içinde sıkışmış bir karakter olarak izler. Oscar’ın kızının okul masrafını karşılayabilmek için öğretmenlik yapmak zorunda kalması filmin ilk büyük kırılma noktasıdır. Çünkü burada yalnızca bir iş değişikliği yaşanmaz. Oscar’...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar