Homeros'un Odysseia 'sı, yaklaşık üç bin yıldır Batı edebiyatının en büyük "eve dönüş" anlatısı olarak okunur. Christopher Nolan ise bu destanı yeniden anlatmaktan çok, ona şu soruyu yöneltir: Truva'dan dönen biri gerçekten eve dönebilir mi? Onun Odyssey yorumu, zaferi kutlayan bir destan ya da görkemli bir macera filmi değil; savaşın ardından geriye kalan vicdanın, suçluluğun ve çöken bir uygarlığın hikâyesidir. Bu düşünce, filmin Truva Atı tasarımında da kendini hissettirir. Önceki uyarlamalarda dört ayağı üzerinde dengeli duran ve kolaylıkla şehre sokulabilen Truva Atı'nın yerine Nolan, iki ayağı üzerinde şahlanmış devasa bir yapı tercih eder. Böylece at, işlevsel bir savaş aracından çok, taşınması dahi başlı başına bir mücadeleye dönüşen bir felaket anıtı hâline gelir. Şahlanan bu at, yalnızca Odysseus'un efsanevi kurnazlığını değil, zaferin eşiğinde kibire dönüşen bir zekâyı da simgeler. Sanki Truva'nın kapılarından içeri yalnızca bir hile değil,...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar