Kayıtlar

Urchin: Tercüme Edilemeyen İnsanların Filmi

Harris Dickinson, kamera önündeki karizmasını kamera arkasına taşıdığında ortaya yalnızca başarılı bir ilk film değil; İngiliz sosyal gerçekçiliğine atılmış sert, huzursuz edici bir darbe çıkıyor:  Urchin . Film ilk bakışta Ken Loach’un gri gerçekçiliğiyle, Andrea Arnold’ın sokakla temas eden kamerasıyla akraba duruyor. Aynı kaldırımlar, aynı dar odalar, aynı yoksulluk hissi. Ancak  Urchin , bu geleneğin en güvenli yerinden bilinçli olarak uzak duruyor. Bu film, “sistemin ezdiği ama onurunu koruyan işçiyi” anlatmak istemiyor. Tam tersine. Sistemin kustuğu, toplumun “ıslah etmeye” çalıştığı ama bizim de sevmekte zorlandığımız bir adamın hikâyesini anlatıyor: Mike’ın. Bu yüzden  Urchin , yoksulluk filmi değildir. Bu film,  kimin acısının insan sayıldığıyla  ilgilidir. 1. Sevilmeyen Mağdur ve Ahlaki Konforumuz Mike sevilmez. Film bunu gizlemez, yumuşatmaz, telafi etmeye çalışmaz. Kaba, öfkeli, şiddete meyilli bir adamdır. Yanlış bakar, yanlış susar, yanlış pa...

Gölgelerin Arasında Bir Delirium: Nicolas Cage ve Spider-Noir

Bütçe Büyürken Törpülenen Bir Folk Horror Denemesi: HOKUM (2026)

Kartpostaldan Taşan Hayat: Amsterdam ve Turks Fruit'un Natüralizmi

Strange Days: Deneyimin Çalındığı Bir Dünya

Bilim Kurguda İmza Film ile Formül Arasındaki Gerilim : Project Hail Mary (2026)

Şarabın Kokusu, Mitin Dokusu: Drops of God ve Ustalık İllüzyonu

İtirafın Zehri: The Drama ve İlişkide Geri Alınamayan Bilgi

Yağmurlu Bir Kabusun Anatomisi: Dagon (2001) ve Görünmez Lovecraft

Şiirin Sınıfla İmtihanı: Un Poeta