Kayıtlar

Park Chan-wook Sinemasında Bir Şefkat Molası: I’m a Cyborg, But That’s OK (2006)

Park Chan-wook ile kurduğum ilişki hiçbir zaman düz bir çizgi olmadı. Bazen fazlasıyla isabetli, bazen de kendi kurduğu dünyanın içinde kaybolmuş gibi. I’m a Cyborg, But That’s OK ise bu gelgitin en tuhaf ama en dürüst duraklarından biri. Park’ın sinemasındaki o bilindik keskinliğin geri çekildiği; yerine daha kırılgan, daha dağınık ama bir o kadar içten bir yapının geldiği bir film bu. Sanki bu kez bir şey kanıtlamaya çalışmıyor; sadece bir fikrin peşinden gidiyor ve onu zorlamadan büyütüyor. Bu yumuşamanın arkasında aslında çok nahif bir sebep var: Park’ın bu filmi, kendi filmlerini izleyemeyecek kadar küçük olan kızı için, onun da izleyebileceği bir hikâye yaratma arzusuyla çekmiş olması. "Şiddetin şairi" olarak tanınan bir yönetmenin, kızına "bak dünya tuhaf bir yer ama senin iç dünyan çok kıymetli" deme biçimi bu. Delilik Değil, Bir Hayatta Kalma Mekanizması Film, yüzeyde bir "akıl hastanesi" hikâyesi gibi dursa da bu çerçeve aslında yanıltıcı. Çünkü...

Urchin: Tercüme Edilemeyen İnsanların Filmi

Gölgelerin Arasında Bir Delirium: Nicolas Cage ve Spider-Noir

Bütçe Büyürken Törpülenen Bir Folk Horror Denemesi: HOKUM (2026)

Kartpostaldan Taşan Hayat: Amsterdam ve Turks Fruit'un Natüralizmi

Strange Days: Deneyimin Çalındığı Bir Dünya

Bilim Kurguda İmza Film ile Formül Arasındaki Gerilim : Project Hail Mary (2026)

Şarabın Kokusu, Mitin Dokusu: Drops of God ve Ustalık İllüzyonu

İtirafın Zehri: The Drama ve İlişkide Geri Alınamayan Bilgi

Yağmurlu Bir Kabusun Anatomisi: Dagon (2001) ve Görünmez Lovecraft