A Serious Man



Coen Kardeşler'in True Grit'ten önce çektikleri A Serious Man, yönetmenlerin Yahudi ağırlıklı bir banliyöde büyüdükleri düşünüldüğünde, belki de en kişisel filmleri. Film, ana hikâyeden bağımsız görünen yaklaşık yedi dakikalık gizemli bir prologla açılıyor. Coen sinemasında mitolojik ve sembolik göndermelere alışığız; ancak A Serious Man, dini referansların en yoğun olduğu yapımları arasında özel bir yere sahip.

Bu yoğunluk ilk bakışta didaktik ve ahlaki öğütlerle dolu bir film izlenimi yaratabilir. Oysa tam tersine, Coen Kardeşler'in alışıldık kara mizahını ve talihsiz ama sevimli karakterlerini barındıran son derece ironik bir yapıyla karşılaşıyoruz.

Larry Gopnik, bir üniversitede fizik profesörüdür ve hayatı adeta parçalanmaktadır. Akademik yükselme baskısı, eşinin onu terk etmek istemesi, sorunlu çocukları, sürekli başına iş açan kardeşi ve peş peşe gelen talihsizlikler, onu giderek içinden çıkılmaz bir girdabın içine sürükler.

Filmin dini katmanı da tam burada belirginleşir. Tıpkı sabrıyla sınanan Eyüp Peygamber gibi Larry de ardı ardına gelen felaketlerle imtihan edilmektedir. Eyüp'ün üç dostuyla yaptığı konuşmaların karşılığı olarak Larry'nin üç hahama danışması, filmin en belirgin dinsel paralelliklerinden birini oluşturur. Ancak Coen Kardeşler, bu anlatıyı bir inanç öyküsüne dönüştürmekten çok, insanın belirsizlik karşısındaki çaresizliğini sorgular.

Filme bir başka pencereden, Larry'nin uzmanlık alanı olan fizik üzerinden de bakmak mümkün. Larry'yi adeta Schrödinger'in Kedisi deneyindeki kapalı sistemin içine yerleştirirler. Hayatın önüne çıkardığı her yeni olay, doğru ya da yanlış olma ihtimali eşit görünen yeni bir seçim hâline gelir. Fakat tıpkı kuantum paradoksunda olduğu gibi, gözlem gerçekleşmeden sonucun ne olduğu bilinemez. Larry doğru mu yapmaktadır, yanlış mı? Kurtulacak mıdır, yoksa tamamen çökecek midir? Coen Kardeşler bu sorulara kesin cevaplar vermeyi bilinçli olarak reddeder. Larry de Schrödinger'in kedisi gibi, gözlem tamamlanıncaya kadar hem kurtulmuş hem de kaybetmiş durumdadır.

Belki de filmin en büyük başarısı burada yatıyor. Din ile bilimi, kader ile olasılığı, inanç ile rastlantıyı birbirinin alternatifi olarak değil, aynı belirsizliğin farklı yüzleri olarak ele alıyor. Coen Kardeşler, insanın hayata anlam verme çabasının hiçbir zaman kesin bir sonuca ulaşamayacağını gösteriyor.

Bunca cevapsız sorunun ve ağır yükün altında ezilen Larry'ye, dolayısıyla biz seyircilere verilen tek gerçek cevap ise Jefferson Airplane'in şarkısında gizli:

"Somebody to Love."

Belki de Coen Kardeşler'in söylemek istediği şey, hayatın büyük metafizik sorularının kesin bir cevabı olmadığı; ama bütün bu belirsizliğin içinde insanı ayakta tutabilecek tek şeyin, başka bir insana tutunabilme ihtimali olduğudur.

Yorumlar