Yaz sezonunun o hareketli günleri geride kalırken, sinemaseverin asıl takvimi şimdi işlemeye başlıyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Paribu sponsorluğunda düzenlenen geleneksel sonbahar buluşmamız Filmekimi, bu yıl yine dünya festivallerinin tozunu attırmış, salonlarda nefes tutarak izleyeceğimiz iddialı yapımlarla kapımızı çalıyor.
Rota ve Tarihler Netleşti
Cannes başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından ödüllerle dönen bu zengin seçki, bu sonbaharda yine şehirden şehre koşturacak:
İstanbul: 9–18 Ekim (Salonlar: Kadıköy Sineması, Atlas 1948, City’s CineWAM Nişantaşı ve Paribu Art)
Ankara: 15–18 Ekim (Salon: Kızılay Büyülü Fener)
İzmir: 22–25 Ekim (Salon: Paribu Cineverse MaviBahçe)
Mersin: 22–25 Ekim (Salon: Paribu Cineverse Forum Mersin)
Bilet Avcılarına Notlar: Satışlar Ne Zaman?
Gözünüz bilet ekranlarında olsun; genel satış 2 Ekim Cuma saat 10.30’da Passo üzerinden başlayacak. Lale Kart sahipleri için kademeli ön satış avantajı olduğunu (Siyah/Beyaz’a %25, Kırmızı’ya %15 indirim) not düşelim. Ayrıca öğrencilerin bu yıl da Eczacıbaşı Genç Bilet ile gösterimleri 50 TL gibi sembolik bir rakamla takip edebilmesi harika bir detay.
Filmekimi 2026 Tam Seçki: Hangi Film, Hangi Mücevherle Geliyor?
Festivalin salonları ve takvimi belli olduğuna göre, programa giren tüm filmlere yakından bakalım. Bu yıl seçki adeta bir yıldız geçidi; usta yönetmenlerin dönüşleri, Cannes tozunu üstünden atamamış avangart işler ve sinema salonlarında soluksuz izleyeceğimiz o gizli inciler tam kadro karşımızda:
1. Usta İsimlerin Beklenen Dönüşleri
Fjord (Yön: Cristian Mungiu): Romanya sinemasının keskin kalemi Mungiu, aile ve toplum çatışmasını merkeze alan sarsıcı yapımıyla salonların en ağır topu olmaya aday.
Kâğıttan Kaplan / Paper Tiger (Yön: James Gray): 80’lerin New York sokaklarında geçen, Adam Driver ve Scarlett Johansson’lı kadrosuyla suç dramı severlerin ilk sıraya yazacağı iş.
Birdenbire / Soudain (Yön: Ryûsuke Hamaguchi): İnsan ruhunun kılcal damarlarında gezinen Hamaguchi, ölüm ve yaşam arasındaki ince çizgiyi zarif bir dille işliyor.
Buruk Noel (Yön: Pedro Almodóvar): Almodóvar’ın kendine karşı hiç olmadığı kadar acımasız ve melodramın zirvesinde olduğu son işi.
Kesişen Hayatlar (Yön: Asghar Farhadi): İnsan ilişkilerindeki ahlaki çıkmazları ustalıkla ören Farhadi, yine ters köşelerle dolu bir senaryoyla salonda olacak.
Olası Aşklar & Maç (Yön: Lee Chang-dong): Sinemamızın ve festivallerin vazgeçilmezi Lee Chang-dong’un programda birden fazla filmle yer alması adeta bir bayram havası yaratıyor.
Look Back (Yön: Hirokazu Kore-eda): Kore-eda’nın insanı kalbinden yakalayan naif anlatısı bu kez festival perdesinde.
2. Gerilim, Gotik ve Karanlık Sular
Victorian Psycho (Yön: Zachary Wigon): Jane Eyre ile American Psycho’nun melez evliliği; Maika Monroe’nun performansıyla gotik bir kabus.
Hope (Yön: Na Hong-jin): The Kara Büyü’den sonra usta yönetmenin uzaylı ve bilimkurgu soslu gerilimle sahalara dönüşü.
Cinayet Kitabı (Yön: Anton Corbijn): Görsel diliyle büyüleyen Corbijn imzalı yapım, sinematografik bir ziyafet vaat ediyor.
Yolun Sonu (Yön: Maria Martínez Bayona): Yapay zekâ, yaşlanma ve ölümün seçmeli hale geldiği yakın geleceğe varoluşsal bir bakış.
3. Avrupa Sinemasının Güçlü Sesleri ve Dramlar
Her Defa (Yön: Sandra Wollner): Cannes’da Belirli Bir Bakış’ın en iyisi seçilen, kayıp ve anılar üzerine tekinsiz bir yolculuk.
Kefaret / Atonement (Yön: Reed Van Dyk): Irak işgali fonunda, savaşın ödenemeyen bedellerini sorgulayan sarsıcı bir ilk film.
Sevgi Sözcükleri (Yön: Rudi Rosenberg): Mizah ve trajedinin el ele yürüdüğü, aile dinamiklerini mercek altına alan sıcak bir dram.
En Sevdiğim (Yön: Rodrigo Sorogoyen): Farklı formatları harmanlayan, sinema yapımına dair sarsıcı bir aile ve duygusal gerilim hikayesi.
Ata Yurdu (Yön: Paweł Pawlikowski): Savaş sonrası Avrupa’nın ahlaki belirsizliğinde geçen, Thomas Mann’ın dönüşünden ilham alan estetik bir yolculuk.
Coward (Yön: Lukas Dhont): Birinci Dünya Savaşı’nın boğucu cephe arkasında askerlerin sahneleme çabasıyla umut arayışını anlatan Cannes ödüllü yapım.
Bir Kadının Hayatı (Yön: Charline Bourgeois-Tacquet): Kendini işine adayan ama iç dünyasını ıskalayan bir cerrahın portresi.
Devrinin Adamı (Yön: Emmanuel Marre): Vichy rejimine hizmet eden vasat bir adamın kötülüğün sıradanlığına kapılışının soluk kesen öyküsü.
Demir Çocuk (Yön: Louis Clichy): Geleneksel yöntemlerle çini mürekkebi ve suluboyayla çizilmiş dokunaklı bir ergenlik masalı.
Düşlenen Macera (Yön: Valeska Grisebach): 1990’ların Bulgaristan’ında milyoner olma hayallerinin suçla kesiştiği epik bir dram.
Kadın Davası (Yön: Lauriane Escaffre & Yvonnick Muller): 1970’lerin Fransa’sında yasadışı kürtaj davası üzerinden kurulan soluksuz bir adalet mücadelesi.
Uzun Bir Kış (Yön: Andrew Haigh): Salonlarda sakin ama derin izler bırakacak güçlü bir dram.
4. Sürpriz Köşesi ve Eğlenceli Alternatifler
Ben, Rocky (Yön: Peter Farrelly): Farklı bir sinematografik tat arayanlar için programın dikkat çekici duraklarından.
Bucking Fastard (Yön: Werner Herzog): Sinemanın asi dâhisi Herzog’un belgesel/kurmaca sularında gezen yeni işi.
Klara ile Güneş (Yön: Taika Waititi): Waititi’nin mizahi ve yenilikçi bakışını yapay zekâ temasıyla harmanladığı merak uyandıran bir uyarlama.
Örnek Asker (Yön: Stéphane Brizé): Brizé’nin iş dünyası ve sistem eleştirisini keskin bir dille ele aldığı filmi.
Violette (Yön: Jean-Pierre Jeunet): Amélie’nin yönetmeninden görsel olarak büyüleyici bir buluşma.
Budala(lar) (Rodrigo Sorogoyen): Programdaki çok yönlü seçkinin bir diğer ayağı.
Primetime (Lance Oppenheim) & Son Yankesici (Noah Segan): Festivalin radarındaki taze ve dinamik alternatifler.
Tony (Matt Johnson) & Yük (Padraic McKinley): Seçkinin bağımsız ruhunu temsil eden yapımlar.


Yorumlar