Frances Ha - Gloria


Daha önce yakın zamanda birbirini tamamlayan iki filme Steve McQueen’in Hunger’ı ve Özcan Alper’in Sonbahar’ında rastlamıştık. İki film birbirinden bağımsız olarak çekilmiş olmalarına rağmen aynı tarihsel yaranın farklı dönemlerini anlatıyor; Hunger’in bıraktığı yerde Sonbahar kendi hikâyesine başlıyor gibiydi. Yönetmenler birbirlerinden habersiz bir devam filmi çekmişçesine güçlü ve birbirini tamamlayan iki eser ortaya koymuşlardı.

Benzer bir ruh akrabalığı son dönemde Frances Ha ve Gloria arasında da görülebilir. Biri gençlik döneminin, diğeri ise olgunluk döneminin hikâyesi olsa da iki film de modern dünyada kendi yerini bulmaya çalışan kadın karakterlere odaklanıyor.

Frances Ha yetişkinliğe adım atmaya çalışan, hayalleri ile gerçek hayat arasında sıkışmış bir karakterin hikâyesiyken; Gloria hayatın tüm hayal kırıklıklarına rağmen yeniden başlamaktan vazgeçmeyen bir kadının hikâyesini anlatıyor.

Bu anlamda Gloria, Frances Ha’nın doğrudan yaşlanmış hâli değildir; ancak onun yıllar sonraki ihtimalini, hayata tutunma biçiminin başka bir dönemini temsil eder. Frances’in gençlik enerjisi ve arayışı, Gloria’da deneyime ve kabullenmeye dönüşür.

Yönetmenler birbirlerinden habersiz aynı hikâyenin farklı bölümlerini anlatmış gibidir: Biri büyümeyi, diğeri ise büyüdükten sonra hâlâ yaşamaya devam edebilmenin güzelliğini anlatır.

Yorumlar