Tyrannosaur

Tyrannosaur, yıllarca oyuncu olarak tanıdığımız Paddy Considine'in ilk uzun metraj yönetmenlik denemesi. Oyunculuğunda sıkça gördüğümüz sertlik, melankoli ve kırılganlık, yönetmenliğinde de kendisini hissettiriyor. İlk filmi olmasına rağmen duygularını sömürmeyen, karakterlerinin acısını sessizlikle anlatmayı tercih eden olgun bir anlatı kuruyor.

Film, karısını kaybettikten sonra öfkesini kontrol edemeyen, çevresi tarafından huysuz ve saldırgan biri olarak görülen Joseph ile dindar, nazik ve huzurlu bir yaşam sürüyor gibi görünen Hannah'nın yollarının kesişmesini anlatıyor. Ancak Considine daha ilk andan itibaren görünüşlerin aldatıcı olduğunu hissettiriyor. Joseph'in sert kabuğunun altında derin bir yalnızlık, Hannah'nın sakin yüzünün ardında ise ağır bir şiddet ve çaresizlik saklıdır.

İki karakter birbirlerinin hayatına girdikçe yalnızca birbirlerini tanımaya başlamaz; aynı zamanda birbirlerini dönüştürürler.

Joseph, Hannah sayesinde öfkesinin ardındaki kırılganlığı fark etmeye başlar. İnsanlarla yeniden ilişki kurabilme ihtimali doğar; vicdanı ve merhameti yavaş yavaş yeniden görünür hâle gelir. Hannah ise Joseph'in yanında, yıllardır bastırdığı korkularıyla yüzleşecek cesareti bulur. Onun sessiz kabullenişi yerini direnmeye bırakır. Bu dönüşüm kolay ya da romantik değildir; aksine acı verici ve bedel gerektiren bir süreçtir.

Kabaca ifade etmek gerekirse, Joseph biraz temizlenirken Hannah biraz kirlenir. Ancak bu "kirlenme", ahlaki bir düşüşten çok hayatın sert gerçekleriyle yüzleşmenin kaçınılmaz sonucudur. Hannah, masumiyetini değil; edilgenliğini kaybeder.

Bu ilişkiyi anlamak için Yin-Yang felsefesi iyi bir anahtar sunuyor. Yin ile Yang birbirinin tam karşıtı değildir; her biri karşıtından bir parçayı kendi içinde taşır. Aydınlığın içinde karanlık, karanlığın içinde ise aydınlık vardır. Joseph ile Hannah da böyledir. Joseph'in kabalığının içinde merhamet, Hannah'nın naifliğinin içinde ise bastırılmış bir öfke gizlidir. Birbirlerine yaklaştıkça bu gizli taraflar görünür olmaya başlar.

Considine'in başarısı da tam burada yatıyor. Karakterlerini "iyi" ya da "kötü" olarak kodlamıyor; onların birbirlerini dönüştürme biçimlerini sabırla izliyor. Film, kurtarıcı-kurban ilişkisinden çok, iki yaralı insanın birbirinin eksik tarafını tamamlamaya çalışmasının hikâyesine dönüşüyor.

Tyrannosaur, sertliği kadar şefkatiyle de akılda kalan bir ilk film. Paddy Considine, insan ruhunun en karanlık köşelerine bakarken bile karakterlerini yargılamayan bir sinema dili kuruyor. Bu yönüyle film, yalnızca aile içi şiddet ya da öfke üzerine değil; insanın başka bir insan sayesinde değişebilme ihtimali üzerine de güçlü bir dram olarak öne çıkıyor.



Yorumlar