The Divide

Frontier(s) ve Hitman'in ardından Xavier Gens, The Divide ile bu kez nükleer bir saldırının sonrasına odaklanıyor. Film, saldırıdan kurtulmayı başaran bir grup insanın bir apartmanın sığınağına kapanmasının ardından yaşananları anlatıyor. Gens, dışarıdaki yıkımı göstermeyi tercih etmek yerine kamerasını dar bir mekâna hapsediyor ve klostrofobik atmosferini karakterlerin giderek bozulan psikolojisi üzerinden kurmaya çalışıyor.

Başlangıç itibarıyla bu tercih oldukça umut verici. Sığınağın giderek daralan yaşam alanı, kaynakların tükenmesi ve dış dünyaya dair belirsizlik, karakterler arasındaki güven duygusunu hızla aşındırıyor. Film de tam bu noktada fiziksel tehditten çok, insan doğasının kriz anlarında nasıl değiştiğini anlatmaya yöneliyor.

Ancak iki saate yaklaşan süresi, filmin en büyük handikaplarından biri hâline geliyor. Başlangıçta etkili olan gerilim, hikâye ilerledikçe kendini tekrar etmeye başlıyor. Karakterler arasındaki çatışmalar giderek aynı noktada dönüyor ve filmin psikolojik baskısı, bir süre sonra monotonluk hissi yaratıyor.

Oysa The Divide, ilk yarısında çok daha ilginç bir yöne evrilebileceğinin sinyallerini veriyor. Nükleer saldırının ardından ortaya çıkan belirsizlik, devlet otoritesine duyulan güvensizlik ve terör sonrası paranoya gibi politik çağrışımlar kısa süreliğine hikâyeye sızıyor. Fakat Gens bu hattı geliştirmek yerine yarıda bırakıyor. Böyle olunca film, yalnızca insanların birbirine vahşileştiği bir hayatta kalma öyküsüne dönüşüyor.

Bu tercih, filmin potansiyelini de sınırlıyor. Eğer yönetmen hayatta kalma mücadelesini bu politik arka planla birlikte derinleştirebilseydi, The Divide yalnızca kapalı mekânda geçen bir gerilim olmaktan çıkıp, güvenlik paranoyası ve toplumsal çözülme üzerine daha güçlü bir distopyaya dönüşebilirdi.

Sonuç olarak The Divide, atmosfer kurma konusunda zaman zaman başarılı anlar yakalasa da, dramatik yapısını aynı ölçüde besleyemiyor. Xavier Gens'in yarattığı klostrofobik dünya ilgi çekici olsa da, filmin politik potansiyelini yarım bırakması ve uzayan süresi nedeniyle gerilim giderek etkisini kaybediyor. Elinde güçlü bir fikir olmasına rağmen onu tam anlamıyla geliştiremeyen, bu yüzden de vaat ettiği etkinin gerisinde kalan bir hayatta kalma filmi olarak akılda kalıyor.



Yorumlar