Salt


Ajan Salt, görevine son derece bağlı bir CIA ajanının, bir itirafçının onu Rus ajanı olmakla suçlamasıyla gerçek anlamda başlayan bir hikâye anlatıyor. Bu noktadan sonra yönetmen, gerilim ve aksiyonun temposunu sürekli yükseltmeye çalışıyor.

Ne var ki filmin asıl tıkandığı yer de tam burası. Salt, gerilimini büyük ölçüde Soğuk Savaş paranoyasının üzerine kuruyor. Oysa Sovyetler Birliği'nin dağılmasının üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen, filmin hâlâ bu eski korkuları yeniden dolaşıma sokarak heyecan üretmeye çalışması, senaryonun yaratıcı açıdan ne kadar sınırlı olduğunu gösteriyor. Geçmişin politik gerilimlerini bugüne taşımak elbette mümkün; ancak bunun için yeni bir bakış açısı gerekir. Salt ise çoğu zaman eski kalıpları yeniden ısıtmaktan öteye gidemiyor.

Aksiyon sahneleri temposunu korusa da, filmin omurgasını oluşturan casusluk hikâyesi beklenen etkiyi yaratamıyor. Bu da gerilimin giderek mekanikleşmesine neden oluyor.

Rabbit-Proof Fence ve The Quiet American gibi başarılı filmlere imza atan Philip Noyce'un, ileride yeniden o filmlerindeki anlatı gücünü yakalayacağını umuyorum.

Yorumlar