Mathieu Kassovitz'in henüz genç yaşta çektiği bir film olduğu düşünüldüğünde, La Haine'in politik öfkesinin ve toplumsal gözleminin bu denli sert olması daha da çarpıcı hâle geliyor. Yönetmen, kutuplaşmış bir toplumun görünmez kıldığı, banliyölere itilen gençlerin sesini duyurmaya çalışıyor. Film, yalnızca Fransa'nın kenar mahallelerindeki şiddet ve yabancılaşmayı değil; dışlanmış bir kuşağın devlete, sisteme ve geleceğe karşı biriktirdiği öfkeyi de ele alıyor.
Kassovitz'in sinema dili ise genç bir yönetmenin ilk dönem işinden beklenmeyecek kadar olgun bir yapıya sahip. Yeni Dalga'nın özgür anlatım anlayışından, Hitchcock'un gerilim kurma becerisine kadar farklı sinemasal etkileri kendi üslubunda birleştiren yönetmen; siyasal söylemini doğrudan mesajlarla değil, karakterlerin gündelik hayatları ve sıkışmışlıkları üzerinden kuruyor. La Haine, bu nedenle yalnızca bir banliyö hikâyesi değil, toplumsal patlamanın eşiğinde duran bir ülkenin sert ve unutulmaz portresine dönüşüyor.

Yorumlar