
Gitmek, birçok izleyici gibi benim de dikkatimi, vizyon öncesinde yaşanan sansür tartışmaları sayesinde çekmişti. Bu tartışmalar filmi izlemeden önce, ağırlıklı olarak politik söylem üzerine kurulu bir yapımla karşılaşacağım izlenimini yaratıyordu. Ancak film, siyasi bir arka plana sahip olmasına rağmen bunu doğrudan ideolojik bir propagandaya dönüştürmüyor.
Hüseyin Karabey, kamerasını büyük ölçüde ana karakter Ayça'nın Kuzey Irak'ta yaşayan sevgilisine ulaşma çabasına yöneltiyor. Film, sınırları, bürokrasiyi ve coğrafyayı politik bir tartışmanın konusu olmaktan çok, iki insan arasındaki mesafeyi büyüten engeller olarak ele alıyor. Böylece siyasi atmosfer, hikâyenin merkezine değil, karakterlerin yaşadığı yolculuğun doğal bir parçasına dönüşüyor.
Filmin en samimi anlarını ise sevgilinin Ayça için hazırladığı video kayıtları oluşturuyor. Bu görüntüler, karakterlerin fiziksel olarak ayrı düştüğü dünyada duygusal bağı canlı tutarken, filme de sıcak ve içten bir ritim kazandırıyor.
Buna karşın filmin dramatik yapısı aynı ölçüde güçlü değil. Yolculuğun duygusal yükü zaman zaman seyirciye yeterince geçmiyor ve anlatı, sahip olduğu etkileyici fikri her sahnede aynı yoğunlukta taşıyamıyor.
Yine de Gitmek, sansür tartışmalarının gölgesinde kalmaması gereken; politik arka planını kişisel bir aşk hikâyesiyle buluşturmaya çalışan, samimi niyetleriyle öne çıkan bir yol filmi olarak izlenmeyi hak ediyor.
Yorumlar