
Hiroshima mon amour, II. Dünya Savaşı'nın ardından yolları kesişen Fransız bir kadın ile Japon bir erkeğin kısa süreli ilişkisini, savaşın bireylerin belleğinde bıraktığı derin izler üzerinden anlatıyor. Film, iki karakterin kişisel travmalarını Hiroşima'nın kolektif hafızasıyla iç içe geçirirken, bellek ile unutma arasındaki gerilimi de sürekli canlı tutuyor. Bu nedenle yalnızca iki insanın hikâyesini değil, savaş sonrası insanlığın ortak vicdanını da anlatan bir yapıya sahip.
Anlatı boyunca kullanılan Hiroşima'ya ait belgesel görüntüler, kurmaca ile gerçeği aynı düzlemde buluşturarak filmin etkisini daha da artırıyor. Alain Resnais, bireysel hafızayla toplumsal belleğin birbirinden ayrılamayacağını gösterirken, geçmişin hiçbir zaman gerçekten geride kalmadığını hissettiriyor.
Varoluşçu sinemanın en önemli örneklerinden biri sayılabilecek Hiroshima mon amour, aşkı, savaşı, hafızayı ve unutmayı aynı potada eriten şiirsel bir anlatıya sahip. Bir aşk filminden çok, belleğin ve insan varoluşunun kırılganlığı üzerine yapılmış güçlü bir sinema denemesi.


Yorumlar