The X - Files : I Want to Believe


The X-Files: I Want to Believe, yalnızca efsane dizinin devamı olma iddiasıyla değil, Mulder ve Scully'nin yıllar sonraki hayatlarına kısa bir bakış sunmasıyla da dikkat çekiyor. Filmin temel amacı, diziyi yeniden başlatmak ya da eski mitolojiyi canlandırmak değil; FBI'dan ayrılmış iki karakteri yeni bir polisiye olayın içine yerleştirerek onları yeniden bir araya getirmek.

Karakterler ise kaldıkları yerden devam ediyor. Scully hâlâ aklın ve bilimin temsilcisi; Katolik bir hastanede doktor olarak çalışırken inancı ile bilimi arasındaki gerilimle yüzleşiyor. Mulder ise değişmemiş. En makul bilimsel açıklamaların karşısına bile yeni komplo teorileri ve paranormal ihtimaller koyuyor. Odasında hâlâ asılı duran "I Want to Believe" posteri, karakterinin değişmeyen özeti olmayı sürdürüyor.

Atmosfer olarak film, büyük ölçekli bir sinema macerasından çok uzun bir X-Files bölümü hissi veriyor. Gerilim dili, soruşturmanın ilerleyişi ve karakter dinamikleri dizinin ruhunu koruyor. Ancak Mulder ve Scully artık FBI'ın parçası olmadıkları için olaylara daha çok dışarıdan bakan iki eski ajan konumundalar. Bu tercih, filmi daha sakin ve kişisel bir tona taşıyor.

Filmin en güçlü taraflarından biri de Scully'nin yaşadığı inanç krizini merkeze alması. Bilimin sınırlarında dolaşan bir karakter olarak yıllarca doğaüstü olaylara mesafeli duran Scully, bu kez umutsuzluk içinde psişik olduğu iddia edilen Peder Joseph'e kulak vermeye başlıyor. İlginç olan ise, yıllardır yanında duran Mulder'ın tavrını ve yaşam biçimini, bu kez bir din adamının ağzından duyduğunda farklı bir anlam yüklemesi. Filmin finaline doğru öne çıkan mesaj ise aslında tüm hikâyeyi özetliyor:

"Vazgeçme."



Yorumlar