İKSV tarafından N Kolay sponsorluğunda düzenlenen 45. İstanbul Film Festivali, 9-19 Nisan 2026 tarihleri arasında dünya sinemasının ödüllü ve nitelikli örneklerini izleyiciyle buluşturmaya hazırlanıyor. Festival programı; "N Kolay Galaları"ndan "Devriâlem"e, "Heyula"dan "Genç Ustalar"a kadar uzanan geniş seçkisiyle çağdaş sinemanın yönelimlerini ve estetik sınırlarını sorgulayan bir yapı arz ediyor.
Açılış: Kederin İnsani Boyutu
Festivalin açılış galası, Katalan yönetmen Isabel Coixet’in Toronto Uluslararası Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan son çalışması "Three Goodbyes" (Üç Veda / Tre ciotole) ile gerçekleştiriliyor. Alba Rohrwacher ve Elio Germano’nun başrollerini paylaştığı film, yönetmenin ifadesiyle “geride bırakılan tatlı ve insanca detayları” odağına alan duygusal bir dram olarak nitelendiriliyor. Eser, festivalin genelinde hakim olan "kırılganlık ve hafıza" temalarının habercisi niteliğinde.
Öne Çıkan Yapımlar: Festivalin 10 Temel Durağı
Programda yer alan "N Kolay Galaları" ve "Devriâlem" bölümleri, hem yıldız oyuncu kadroları hem de uluslararası festivallerden aldıkları ödüllerle yılın en dikkat çekici 10 yapımını öne çıkarıyor:
Three Goodbyes (Üç Veda) – Yön: Isabel Coixet: Açılış filmi olmasının yanı sıra, insan ilişkilerinin melankolik yapısını ustalıkla işleyen bir karakter çalışması.
The Wizard of Kremlin (Kremlin’in Büyücüsü) – Yön: Olivier Assayas: Paul Dano, Jude Law ve Alicia Vikander’in yer aldığı kadrosuyla, iktidar ve manipülasyon kavramlarını irdeleyen siyasi bir gerilim.
Silent Friend (Sessiz Dost) – Yön: Ildiko Enyedi: Tony Leung Chiu-Wai ve Léa Seydoux gibi isimleri buluşturan yapım, Enyedi’nin doğa ve zaman algısını harmanlayan vizyonunun yeni bir halkası.
Mother Mary – Yön: David Lowery: Anne Hathaway ve Michaela Coel’un başrollerini paylaştığı, ABD vizyonuyla eş zamanlı gösterilecek olan psikoseksüel bir gerilim denemesi.
Fuze (Fünye) – Yön: David Mackenzie: Toronto’da ses getiren, Aaron Taylor-Johnson ve Theo James’li kadrosuyla janr sinemasının nitelikli örneklerinden biri.
Pompei: Below the Clouds (Pompei: Bulutların Altında) – Yön: Gianfranco Rosi: Sinema Onur Ödülü sahibi Rosi’nin Venedik’ten ödüllü bu çalışması, belgesel estetiğinin sınırlarını yeniden tanımlıyor.
The Christophers – Yön: Steven Soderbergh: Ian McKellen ve Michaela Coel’i bir araya getiren yapım, Soderbergh’in deneysel anlatı yapısına sadık kalan son halkası.
Couture (Moda) – Yön: Alice Winocour: Angelina Jolie ve Louis Garrel’li kadrosuyla, moda dünyasının arka planındaki estetik ve sınıfsal gerilimleri sorguluyor.
The Last Viking (Son Viking) – Yön: Anders Thomas Jensen: Mads Mikkelsen’in başrolde olduğu film, Jensen’in absürt ve sert mizah anlayışının modern bir yansıması.
Everybody Digs Bill Evans – Yön: Grant Gee: Berlin’den En İyi Yönetmen ödülüyle dönen yapım, Anders Danielsen Lie’nin performansıyla caz tarihine melankolik bir saygı duruşu niteliğinde.
Küresel Bir Tanıklık: Devriâlem ve Ötesi
"Devriâlem" bölümü, Karlovy Vary’den Sundance’e, Venedik’ten Berlinale’ye kadar prestijli festivallerin ödüllü yapımlarını İstanbul’a taşıyor. Isabelle Huppert’in başrolünde olduğu "Dünyanın En Zengin Kadını" ve Willem Dafoe’lu "Geç Gelen Şöhret", oyunculuk performanslarının anlatı üzerindeki hakimiyetini kanıtlarken; Claire Denis imzalı "Bekçilerin Çığlığı" gibi eserler usta yönetmenlerin formlarını koruduğunu gösteriyor.
İstanbul Film Festivali, 11 günlük süresince sinemaseverlere sadece bir film izleme deneyimi değil, aynı zamanda çağdaş dünya sinemasının nabzını tutma imkanı sunuyor.


Yorumlar