Yeni yıl, sinema ve dizilerde neredeyse kutsal bir eşiktir. Umutların tazelendiği, kararların alındığı, “bu sefer farklı olacak” cümlesinin yüksek sesle kurulduğu bir an. Los Años Nuevos (The New Years) ise bu kolektif beklentiyi merkezine alıp ters yüz eden nadir işlerden biri. Dizinin en parlak fikri, her bölümünü bir yeni yıla yerleştirmesi; ama asıl cesareti, bu yeni başlangıç anlarını abartılı vaatlerden arındırıp, hayatın acı-tatlı tüm gerçeğiyle sınandığı bir laboratuvara dönüştürmesinde yatıyor.
Dizi, sadece büyük yıkımları değil, kurulan bağları ve paylaşılan sıcaklığı da anlatır. Ancak hayatı, olduğu gibi; anlık kesitlerle, boşluklarla ve sessizliklerle resmeder. On bölüm, on yıl… Bir aşkın başlangıcından olgunluğuna değil; daha çok alışkanlığa, dönüşüme ve ertelenmiş kararlara uzanan yolculuğuna tanıklık ederiz.
Aslında dizideki her yılbaşı, takvimdeki bir yaprak değişiminden ziyade, toplumsal bir hesap sorma ritüeli gibidir. Dışarıda patlayan havai fişeklerin gürültüsü ile içerideki karakterlerin iç sıkıntısı arasındaki o tezat, modern insanın en büyük açmazıdır: Herkes 'mutlu yıllar' diye bağırırken, senin neleri kaybettiğini düşünüyor olman.
Bu yapı, ilk bakışta akıllara Richard Linklater’ın zamanla dans ettiği Before üçlemesini veya Boyhood’unu getirebilir. Ancak Linklater’ın oyuncularını gerçekten yıllarca yaşlandırarak yakaladığı o organik gerçekliğin aksine, yönetmen Rodrigo Sorogoyen burada saf bir sinematik illüzyon kurar. Çekimler yıllara yayılmaz; o on yıllık yaşanmışlık, biyolojik bir süreçle değil, Iria del Río ve Francesco Carril’in omuzlarına yüklenen müthiş bir performansla inşa edilir. Zamanın kendisi sette fiziksel olarak geçmese de, ruhu her sahneye, her bakışa sinmiştir.
Bu ruhun inşasında Sorogoyen’in kamerası da en az oyuncular kadar başroldedir. Yönetmen, As Bestas (The Beasts) filminden aşina olduğumuz o tekinsiz gerilimi, burada bir ilişki dramına ustaca yedirir. Kesintisiz uzun planlar (plan-séquence) sayesinde, karakterlerin nefes alışverişlerine, duraksamalarına ve o boğucu sessizliklere kurgu hileleri olmadan, çırılçıplak bir gerçeklikle maruz kalırız. Kamera onları bir gölge gibi takip ederken, biz de o odanın içindeki görünmez misafire dönüşürüz.
Arada geçen bir yılın her gününe tanık olmayız belki ama izlediğimiz o yılbaşı gecesi, koca bir yılın özeti gibidir. Sadece çifte değil; o gece kutlama için evlerine davet ettikleri anne, baba ve dostlarına bakarak da çözeriz şifreleri. Masadaki yüzlerin değişimi, bir ebeveynin yaşlanışı ya da gruba yeni katılan bir arkadaş, bize ana karakterler hakkında söylenmeyenleri fısıldar. O gece, geçen 364 günün sessiz bir bilançosuna dönüşür: “Hımm, yeni sevgili yapmışlar”, “Demek tekrar birlikteler” ya da “Bakışlar kaçırıldığına göre işler yolunda gitmiyor”...
Özellikle çiftin ilk yeni yılını birlikte karşıladığı 30’lu yaşlardan, 40’lara doğru süzülen zaman dilimi dizinin kalbidir. Bu dönem, insanın farkına varmadan bir cümle değişikliğine girdiği evredir: “Hayatım böyle olacak” dediğimiz yaştan, “Hayat böyle” dediğimiz yaşa geçilir. İlk cümlede hâlâ ihtimaller vardır; ikincisinde ise sadece kabulleniş.
Bu kabulleniş, sadece biyolojik bir yaşlanma değil, aynı zamanda vaat edilmiş geleceği bulamayan bir kuşağın da sessiz mağlubiyetidir. Kariyerlerin, evlerin ve ilişkilerin o 'istikrarlı' limanına bir türlü yanaşamamış, sürekli hareket halinde ve güvencesiz yaşayan modern bireyin hüznü, o yılbaşı sofralarındaki tabak tıkırtılarına karışır.
Los Años Nuevos bu kabullenişi dramatize etmez, estetize de etmez. Bağırmaz, ağlatmaz, büyük yüzleşmeler sunmaz. Onun yerine, yeni yıl sofralarında uzayan sessizlikleri, evde baş başa geçen anları, tekrar eden şakaları ya da tatil için gidilen başka ülkelerin sokaklarında biriken gerilimleri ve söylenmeyen cümleleri gösterir. Mutlu bir son yoktur; mutsuz bir son da yoktur. Sadece alışılmış bir hayat vardır.
Belki de dizinin en sarsıcı tarafı budur: Yeni yıl gibi “her şeyin değişeceğine” inandığımız bir günü, değişimin en az gerçekleştiği ana dönüştürmek. Çünkü hayat, çoğu zaman bir patlamayla değil; sessiz bir kabullenişle ilerler. Ve Los Años Nuevos, bu sessizliği duyulur kılmayı başaran nadir anlatılardan biridir.




Yorumlar