1999 yılında, o dönem vizyona giren The Haunting filminin fragmanını izlediğimde garip bir hisse kapılmıştım. Efektler, o devasa kapılar, heykeller... Evin ihtişamı o kadar büyüleyiciydi ki, tıpkı hikayedeki Eleanor'un ev tarafından çağrılması gibi ben de fragmanın çağrısına uyup sinemaya gitmiştim. Film, vaat ettiği derinliği sunamayıp görsel şova dayalı basit bir hayatta kalma gerilimine evrilse de o ilk hissimi hiç unutmadım: Hill House sadece bir yapı değil, kurbanını içeri davet eden canlı bir organizmaydı.
Yıllar sonra Mike Flanagan’ın 2018 uyarlaması, Shirley Jackson’ın bu gotik şaheserini alıp hak ettiği yere, yani bir "yas ve travma" mabedine dönüştürdü.
Bir Aile Travması: Yasın Beş Evresi
Dizide Eleanor (Nell) karakteri, tek bir kişi olmaktan çıkıp tüm Crain kardeşlere dağıtılan bir travma mirasına dönüşmüştür. Bu beş kardeş, aslında Yasın Beş Evresi'nin vücut bulmuş halleridir:
Steven (İnkar): Hayaletleri bizzat görmesine rağmen yaşadıklarını "akıl hastalığı" diyerek rasyonalize eder.
Shirley (Öfke): Kontrol tutkusu, geçmişe ve belirsizliğe duyduğu öfkenin dışavurumudur.
Theo (Pazarlık): Eldivenleriyle dünyayla arasına mesafe koyarken, hissetmekle hissizleşmek arasında sürekli bir pazarlık yapar.
Luke (Depresyon): Travmanın ağırlığını kaldıramaz; uyuşturucuya sığınarak dibe vurur.
Nell (Kabullenme): Evin çağrısını ve kaçınılmaz sonu kabul eden, döngüyü tamamlayan tek kişidir.
Karakterlerin Genetik Evrimi: Kim Neye Dönüştü?
Flanagan, 1959 tarihli romandaki birbirini tanımayan o dört yabancıyı alıp DNA’larıyla oynayarak onları aynı ailenin fertlerine dönüştürmüştür. Ancak bunu yaparken karakterlerin özlerini korumuş, onları modern bir trajediye uyarlamıştır:
Eleanor / Nell Crain: Romanın Kayıp Ruhu, Modern Trajedinin Kalbi
Flanagan, romandaki Eleanor Vance adında bir karakter yaratmasa da, onun ezilmişlik, ait olma arzusu ve kaçınılmaz teslimiyet ruhunu alıp, dizideki Nell Crain'in trajik kaderine aktarmıştır. Nell, bu evrimin sonucunda, sadece bir kardeş değil, evin çağrısına uyan ve döngüyü tamamlayan, adeta romanın ruhunu modern bir yas dramasıyla bütünleştiren ana figür haline gelmiştir.
Dr. Montague: Kitaptaki araştırmacı doktor dizide ikiye bölünmüştür. Liderlik vasfı Baba Hugh Crain'e, gözlemci ve yazar kimliği ise evin en büyüğü Steven'a geçmiştir. Ayrıca Montague'nun bilimsel ve rasyonel tarafı, Nell’in kocası Arthur üzerinden de temsil edilir. Arthur’un bir uyku felci uzmanı olarak Nell’i 'bilimle' iyileştirmeye çalışması ama evin metafiziksel gücüne yenik düşmesi, rasyonalizmin Hill House karşısındaki nihai yenilgisini simgeler.
Theodora: Kitabın bohem ve mesafeli sanatçısı, dizide dokunarak hisseden bir çocuk psikoloğuna dönüşmüştür. Onun insanlarla arasına koyduğu psikolojik duvarlar, dizide taktığı eldivenlerle somutlaştırılmıştır.
Dudley Ailesi (Evin Koruyucuları): Evin tek 'bağışıklık kazananları' olan Dudley'ler, Hill House’un vahşeti ile yasın ebediyeti arasındaki köprüdür. Onlar, ölümü bir son değil, evin hafızasında saklanan bir 'mevcudiyet' olarak kabul ederek bu karanlık ekosistemi tamamlayan figürlerdir.
Luke: Kitabın hırsızlığa meyilli ve güvenilmez varisi, dizide bir uyuşturucu bağımlısı olarak karşımıza çıkar. Flanagan karakterin "yalancı ve güvenilmez" doğasını korumuş ama onu nefret edilen bir züppe yerine, bağımlılıkla savaşan trajik bir figür haline getirmiştir. Kitaptaki Luke, bir mirasyedi olduğu için 'doğuştan güvenilmezdir'; Flanagan’ın Luke’u ise bir bağımlı olduğu için 'sonradan güvenilmez' kılınmıştır. Her iki versiyonda da karakterin ortak laneti, gerçeği söylese dahi kimseyi buna inandıramamasıdır.
Korku Değil, Kalp Kıran Bir Trajedi
Flanagan’ın dizisini özgün kılan en büyük fark, korkuyu görsel şovla değil, kederle harmanlamasıdır. Dizi, korkuyu CGI efektlerine ve canavarlaşan eşyalara indirgemek yerine, The Bent-Neck Lady gibi trajedilerle kuruyor.
Nell’in çocukluğundan beri korktuğu canavarın aslında "kendi geleceği" olması, izleyiciye korkudan çok ağır bir kalp kırıklığı yaşatır. Bu, zamanın büküldüğü ve bir insanın kendi felaketine adım adım yürüdüğü bir trajedidir.
Nell için zaman artık bir çizgi değil, 'etrafa saçılan konfetiler' gibidir; bu metafor, travmanın sadece geçmişte kalmadığını, hayatın her anına aynı anda nüfuz ettiğini gösteren sanatsal bir zirvedir.
Mekan Değil, Zihin: "Ev Adeta Nell ile Bütünleşiyor"
Gotik korku sinemasında evler genellikle karakterlerin bilinçaltıdır. Tavan arası anıları, bodrum katı bastırılmış dürtüleri simgeler. Ancak Hill House'da durum bir adım öteye gider. Ev, içine giren karakterin zihnini taklit eden bir ayna gibidir.
Ev adeta Nell (nam-ı diğer Eleanor) ile bütünleşiyor ya da tam tersi; Nell evleşiyor. Birbirlerini tamamlıyorlar. Dizideki Kırmızı Oda (Red Room) bunun en somut kanıtı. Luke için bir ağaç ev, Theo için bir dans stüdyosu, Olivia için bir okuma odası... Ev, avını yakalamak için şeker uzatan sinsi bir avcı gibi, kurbanının bilinçaltında en çok ihtiyaç duyduğu konfor alanını simüle ediyor. Hill House’da kapılar kilitli değildir, sadece karakterlerin zihinleri kapalıdır.
Psikolojik Bir Çıkmaz: Simbiyoz ve Ana Rahmi
Hikayenin en trajik noktası da tam olarak buradaki bütünleşmedir. Eleanor (Nell), aslında korkudan titreyen bir kurban değil, ait olacak bir yer arayan yaralı bir ruhtur.
Nesne İlişkileri Teorisi bağlamında bakıldığında durum netleşir. Romandaki Eleanor otoriter bir anneyi ararken, dizideki Nell şefkatli bir kucağın, yani "Anne"nin yokluğunu doldurmaya çalışır. Bilinçdışında Hill House, kaybettiği o anne figürünün yerini alır. Eleanor’un kapsanmaya, Evin ise kapsamaya ihtiyacı vardır. Bu patolojik bir simbiyozdur.
Bu yüzden Nell’in yasın son evresi olan "Kabullenme" aşamasındaki huzuru, Freud’un "Thanatos" (Ölüm İçgüdüsü) kavramıyla örtüşür. Nell, korkuyla kaçtığı bir canavara değil; onu sarmalayacak, dış dünyanın karmaşasından koruyacak o karanlık "Ana Rahmine" (eve) gönüllü olarak geri döner. Bu bir cinayet değil, ruhsal bir tamamlanmadır.
Bir Evrimin Özeti: Nereden Nereye?
Bu hikayenin yıllar içindeki yolculuğu, korku anlayışının da nasıl değiştiğini gösteriyor:
Kitap (1959): Bireysel korku ve psikolojik gerilim ön plandadır.. Odak noktası Eleanor'un zihinsel çözülmesidir.
1963 Filmi: Minimalist ve atmosferiktir. Kitaba sadıktır bireysel paranoyaya odaklanır.
1999 Filmi (Kaçan Fırsat): Muazzam set tasarımlarına ve gotik atmosferine rağmen, karakter psikolojisini aksiyona kurban etmiş, görsel olarak doyurucu ama ruhsal olarak sığ bir denemedir.
Son Söz: Aynadaki Yansıma
Tüm bu uyarlamalar ve hikayeler arasında değişmeyen tek ve bariz bir gerçek vardır: Eğer Hill House bir insan olsaydı, bu kesinlikle Eleanor (kitap ve 1963 - 1999 uyarlamaları bağlamında) olurdu. Ve eğer Crain kardeşlerden biri ev olsaydı, duvarları en çok çatlamış ama temeli en derin olan o yapı, kesinlikle Nell olurdu.
📽️ Nerede İzledim: Netflix ⭐ Sinetown Notu: 10 / 10Yazarın Notu: Ailedeki "O" Çocuk Dikkatli bakıldığında Nell (ve Eleanor), her ailede rastlanan o tanıdık figürdür: Diğer kardeşler özgürlüklerine koşarken, geride kalıp ebeveynin yükünü (veya evin hafızasını) sırtlanan çocuk. Herkes onun "haksızlığa uğradığını" düşünür ama acı gerçek şudur: O çocuk gitmez, çünkü gitmeye cesareti yoktur. Onun kimliği, o eve ve o yüke bağımlıdır. Diğerleri hayatta kalmayı, o ise "evlat" olarak kalmayı seçmiştir. Hill House, işte bu kopamayan çocukların ebedi mabedidir. Gitmek özgürlüktür ama kalmak, ne kadar karanlık olursa olsun, 'evde' olmaktır.






Yorumlar