"Relay" Paranoyanın Yeni Ekseninde Veri, Virüs ve Kurumsal Kumpas

David Mackenzie'nin 2024 yapımı gerilim filmi Relay (Takip), modern kurumsal dünyanın tekinsiz dinamiklerini merkeze alan bir hikaye anlatıyor. Film, yolsuzluğa bulaşmış dev şirketler ile bu şirketleri ifşa etme tehdidinde bulunan muhbirler (whistleblowers) arasında aracılık yapan "Ash" (Riz Ahmed) adında gizemli bir arabulucuyu takip ediyor. Ash, kimliğini ve operasyonlarını mutlak bir gizlilik içinde, dijital takip sistemlerinden bilinçli olarak kaçınarak, "şebeke dışı" (off-grid) analog yöntemler ve eski bir telefon aktarma servisi (relay service) kullanarak yürütür.

Bu titizlikle korunan nötr ve mesafeli düzen, eski şirketi (Cybo Sementis) hakkında yıkıcı verilere sahip olan Sarah (Lily James) adında yeni bir potansiyel müşterinin ortaya çıkmasıyla temelinden sarsılır. Sarah'ın hayatının tehlikeye girmesi, Ash'i kendi katı kurallarını çiğnemeye ve bu "analog" kalesinden çıkarak tehlikeli bir kedi-fare oyununa dahil olmaya zorlar.


Modern gerilim sineması, Soğuk Savaş döneminin "devlet gözetimi" (state surveillance) paranoyasından, çağdaş "kurumsal gözetim" (corporate surveillance) gerilimine doğru belirgin bir eksen kayması yaşadı. Eskiden "Büyük Birader" devletin ideolojik aygıtlarıyken (KGB, CIA), günümüzün neo-liberal düzeninde bu rol, verilerimizi bir meta olarak işleyen dev şirketlere geçti. Devletin, koruyucu rolünden çekildiği bu yeni düzende, birey ile şirket arasındaki ilişki, bir "sözleşme" temeline oturtulmuştur.

Bu durumu, günlük hayattaki bir gıda etiketinin "içindekiler" kısmına benzetebiliriz. Bu etiketler artık tüketiciyi korumaktan ziyade, şirketi yasal olarak koruyan bir "feragatname" işlevi görür; "İçeriği okudun, riskleri kabul ettin." Relay, bu çekilmenin sinematik bir yansımasını sunar. Filmin başında bir devlet yetkilisinin Sarah'a, "Bu iş bizi aşar," diyerek onu sistem dışı bir "arabulucuya" (Ash'e) yönlendirmesi, bu yeni düzenin kuralını koyar. Devletin boşalttığı bu "gri alanı", artık ya dev şirketlerin ya da sistem-dışı "anomalilerin" (Ash gibi) doldurduğu bir dünyadayız. Relay, bu yeni düzenin tekinsizliğini sorgulayan dikkate değer bir "kurumsal gerilim" (corporate thriller) örneği.

1. "Analog Anomali": Veri Kapitalizmine Karşı Bir Direniş Biçimi

Filmin merkezindeki Ash karakteri, algoritma ve "datafication" (verileştirme) üzerine kurulu bir düzende, bilinçli olarak "hesaplanamayan" (un-calculable) birey olmayı seçmiş bir "analog anomali"dir.

  • Akıllı telefonlar yerine eski, "aptal" teknolojileri kullanır.

  • Dijital bankacılık yerine fiziki para transferlerini (posta) tercih eder.

  • Spotify yerine plak dinler.

Bu yaşam tarzı, felsefi bir tercihten öte, profesyonel bir zorunluluktur. Ash, şirketlerin ve muhbirlerin arasında bir "arabulucu" (relay) olarak, sistemin en büyük silahı olan "veri toplama"nın dışında kalmak zorundadır. O, profilini çıkarılamayan, bir sonraki adımı tahmin edilemeyen, "şebeke dışı" (off-grid) bir aktördür. Onun direnişi, dijital iz bırakmamak üzerine kuruludur.

2. İzolasyonun Psikolojisi: Sistemden Düşmenin Bedeli

Ancak bu "analog kale"nin ağır bir bedeli vardır: Mutlak bir izolasyon ve yalnızlık. Çünkü modern toplumsallık, dijital bir "bağlantı" (connection) üzerine kuruludur ve her bağlantı, bir "veri izi" (data trail) bırakır. Ash'in yalnızlığı, onun profesyonel güvenlik duvarıdır (firewall).

Filmin derinliği, bu izolasyonun kökenlerine indiğinde ortaya çıkar. Ash'in paranoyası sonradan öğrenilmemiştir; o, "öteki" olmanın ne demek olduğunu tecrübe etmiştir. 11 Eylül sonrası dönemde büyümüş bir Müslüman olarak "devlet gözetiminin" ne olduğunu, ardından Wall Street'te tutunmaya çalışırken "kurumsal sistemin" dışına nasıl itildiğini ilk elden yaşamıştır. Onun bugünkü "şebeke dışı" uzmanlığı, aslında hem devlet hem de sermaye tarafından "sistemden düşürülmüş" olmasının bir sonucudur. Bu, onun travması olduğu kadar zırhıdır da.

3. Sistemin Zafiyeti: "Empati Virüsü" ve Yem Olgusu

Ash'in bu kapalı ve steril sistemine, bir "virüs" sızar: Sarah (Lily James). Sarah, ilk bakışta, çalıştığı şirkete (Cybo Sementis) karşı "bilimsel etik" ve "vicdan" (muhbirlik) nedeniyle baş kaldıran klasik bir "kurtarılmaya muhtaç kadın" (damsel in distress) portresi çizer.

Burada Sarah'ı çift yönlü bir "virüs" olarak okumak mümkündür:

  1. Kâr odaklı kurumsal sisteme sızan bir "etik virüsü".

  2. Ash'in izolasyon temelli savunma sistemine sızan bir "empati virüsü".

Ash'in bu "yem"e kolayca kanması, filmin inandırıcılığını zorlayan bir nokta gibi görünse de, aslında karakterin psikolojik alt metniyle doğrudan ilişkilidir. Ash, dijital ve sistematik tehditlere karşı zırhlanmışken, "insani" olana, yani "çaresizliğe" ve "korunma ihtiyacına" karşı savunmasızdır. Sarah'ın çaresizliğinde, sistemin dışına itilen kendi yansımasını görür. Onun mantıksal savunma mekanizmaları (temkin), bu duygusal ve travmatik bağ karşısında çöker.

4. Kumpasın Katmanları: Matruşka Olarak Komplo

Film boyunca izleyiciyi "Sarah vs. Cybo Sementis" şeklindeki bir kedi-fare oyununa odaklayan Relay, asıl kumpası bir matruşka bebek gibi katman katman açar. İzlediğimiz bu "muhbirlik" hikayesinin, aslında çok daha büyük bir resmin, yani bir Optimo İlaç Şirketinin kurduğu devasa bir tiyatronun parçası olduğunu anlarız.

Asıl hedef Sarah değil, bizzat Ash'dir.

Bu büyük komplo, Ash'in o "analog" kalesini yıkmak ve onun paha biçilmez "veri ağına" (muhbirs network'ü) sızmak için tasarlanmıştır. Sarah'ın o "sakar" ve "acemi" yem oluşu, basit bir tuzak değil, aksine Ash'in o "kurtarıcı" ve "dışlanmış" psikolojik profiline göre özel olarak tasarlanmış sofistike bir psikolojik operasyonun parçasıdır.

Ash, kendini "hesaplanamayan anomali" sanarken, aslında çok daha büyük bir kurumsal planın "hesaplanan" anahtarı konumuna düşmüştür.

Sonuç: "Fişi Çekmenin" İmkansızlığı

Relay, günümüz dünyasının en tekinsiz sorularından birini sorar: Gözetim mekanizmalarının bu kadar içselleştirildiği bir dünyada, "fişi çekmek" (opting out) gerçekten bir kurtuluş mudur? Film, bu soruya karamsar bir yanıt verir. Sistem artık sadece dijital izlerimizi değil; en "insani" zayıflıklarımızı, etik anlayışımızı, travmalarımızı ve empati yeteneğimizi de bir "açık" (vulnerability) olarak kullanıp bize karşı silah olarak doğrultabilmektedir. Relay, panoptikonun artık sadece dijital değil, aynı zamanda psikolojik olduğunu da gösteren soğuk ve mesafeli bir gerilim olarak öne çıkıyor.


Yorumlar