Don't Breathe

Only Lovers Left Alive ve hemen ardından gelen It Follows ile son dönemde beyazperdede sıkça karşımıza çıkan, korku filmleri için biçilmiş kaftan olan tekinsiz bir şehir görünümündeki “Detroit”, Don’t Breathe ile bir kez daha sahneye çıkıyor. Harabeye dönmüş evleri, terk edilmiş mahalleleri ve çöküş estetiğiyle şehir, artık başlı başına bir korku mekânına dönüşmüş durumda.

Evil Dead’in yeniden çevrimiyle son yılların en iyi remake’lerinden birine imza atan Fede Álvarez, Don’t Breathe ile de beklenti içindeki korku severleri tatmin edecek bir işe imza atmış görünüyor. Film, üç kişilik bir hırsızlık çetesinin büyük bir vurgun için kör bir Irak Savaşı gazisinin evini hedef almasıyla başlıyor. Kolay gibi görünen bu iş, kısa sürede kontrolden çıkarak yoğun bir gerilim oyununa dönüşüyor.

Álvarez, Evil Dead’de “gore” konusunda elini korkak alıştırmayan bir yönetmendi; burada ise kanlı şiddeti geri plana çekip, gerilim ve atmosfer üzerine kurulu çok daha kontrollü bir anlatıya yöneliyor. Filmin yaklaşık bir buçuk saatlik süresinde gerilimi son derece dengeli ve istikrarlı biçimde yükseltiyor. Özellikle çete üyelerinin ve seyircinin, Irak gazisiyle birlikte adeta “kör” bırakıldığı karartma sahnesi, yönetmenin gerilim yaratma konusundaki ustalığının zirve anlarından biri.

Don’t Breathe, sadece bir “ev istilası” filmi olmanın ötesine geçerek, av ile avcının sürekli yer değiştirdiği, mekânın başlı başına bir silaha dönüştüğü bir kabus mimarisi kuruyor. Körlük, sessizlik ve dar alan kullanımı, filmin temel korku unsurları hâline geliyor.

Fede Álvarez’in en dikkat çekici yönlerinden biri, türle oynamayı, türleri sentezlemeyi ve korku sinemasına yeni tatlar eklemeyi sevmesi. Bunu hem Evil Dead’de hem de Don’t Breathe’te abartıya kaçmadan, ölçülü ve bilinçli bir şekilde başarması, onu çağdaş korku sinemasının en heyecan verici yönetmenlerinden biri hâline getiriyor.

Yorumlar