35. İstanbul Film Festivali Uluslararası Yarışma bölümünde En İyi Film ödülünü alan Rodrigo Plá’nın son filmi Un Monstre à mille têtes, kocasının kanser tedavisi masraflarını karşılamayı reddeden bir sigorta şirketine karşı mücadele eden Sonia’nın bireysel cinnet anını adım adım takip ediyor.
Rodrigo Plá bu kez, La Zona’da olduğu gibi sınıfsal ayrımları doğrudan fiziksel bir mekân üzerinden kurmuyor. Orta sınıfın biraz üzerinde yaşayan bir ailenin hikâyesini anlatırken, kapitalizmin yalnızca yoksulları değil, sistemin güvenli bölgelerinde yaşayan insanları da nasıl çaresiz bırakabildiğini gösteriyor. Film, yoksullukla değil; "makul", "saygın" ve "güvenceli" olarak görülen hayatların bile ne kadar kırılgan olabileceğiyle ilgileniyor.
Filmin isminde de olduğu gibi karşımızdaki canavar tek bir kişi değildir. Sigorta şirketi, doktorlar, yöneticiler, prosedürler ve bürokratik dil; hepsi aynı mekanizmanın farklı başlarıdır. Sonia’nın karşısında duran şey kötü niyetli birkaç insan değil, insan hayatını rakamlara ve maddelere indirgeyen anonim bir sistemdir.
Neo-kapitalist şirketler tarafından kuşatılmış küresel küçük dünyamızın sorunları artık neredeyse evrensel bir benzerlik taşıyor. Dünyanın öbür ucunda, Meksika’da çekilmiş bir film; burada, belki defalarca deneyimlediğimiz bir sorunu görünür kılıyor ve bu nedenle hiçbir yabancılık hissi yaratmıyor.
Sonia’nın yaşadığı cinnet izleyiciye aşırı ya da anlaşılmaz gelmiyor. Çünkü film, bu patlamayı bir anda ortaya çıkan bireysel bir delilik olarak değil, uzun süredir biriken sistematik bir şiddetin sonucu olarak kuruyor.
Çünkü Sonia’nın yaşadığını biz de farklı biçimlerde yaşamıyor muyuz? Bankalarda, çağrı merkezlerinin bitmek bilmeyen otomatik yanıtlarında, sigorta şirketleriyle ya da büyük kurumlarla kurduğumuz o soğuk ve anonim ilişkilerde aynı çaresizlik hissiyle karşılaşmıyor muyuz?
Un Monstre à mille têtes, bireysel bir intikam hikâyesinden çok, insanı çaresizlik noktasına sürükleyen görünmez iktidar biçimlerinin portresine dönüşüyor. Film şiddeti kutsamıyor; asıl şiddetin zaten çok daha önce, sistemin insanı yalnız ve savunmasız bıraktığı anda başladığını gösteriyor.

Yorumlar