Total Recall yeniden sinemaya uyarlandığında yapımcılar, bunun Paul Verhoeven'in 1990 tarihli filminin bir yeniden çevrimi değil, Philip K. Dick'in aynı adlı öyküsünün farklı bir yorumu olduğunu özellikle vurgulamışlardı. Ancak filmi izlediğinizde, senaryoda yapılan bazı değişikliklere rağmen Verhoeven uyarlamasının ruhunun yeni filmin üzerinde dolaştığını hissetmemek pek mümkün değil.
En büyük değişiklik, ilk filmin merkezindeki Mars hikâyesinin tamamen çıkarılmış olması. Yeni uyarlama bütün olayları Dünya üzerinde kuruyor. Kimyasal savaşların ardından yaşanabilir alanların iki büyük bölgeyle sınırlandığı distopik bir gelecek tasarlanmış. Ayrıcalıklı sınıfların yaşadığı Britanya Federasyonu ile emekçi sınıfın yaşadığı Koloni arasında kurulan ilişki, filmin siyasal arka planını oluşturuyor. İnsanlar her gün devasa bir tünel sistemi aracılığıyla iki bölge arasında gidip geliyor.
Bu sınıfsal ayrım ilk bakışta ilgi çekici görünse de, filmin kurduğu siyasal dünya yeterince derinleşemiyor. Sınıf çatışması daha çok aksiyonun dekoru olarak kalıyor; üzerine ciddi biçimde düşünülen ya da geliştirilen bir fikir hâline gelemiyor.
Ana karakter Douglas Quaid'in gördüğü tuhaf rüyaların etkisiyle Recall adlı şirkete gitmesiyle birlikte filmin temposu bir an bile düşmeyen uzun bir kovalamacaya dönüşüyor. Özellikle aksiyon dozu, Verhoeven'in filmine kıyasla çok daha yüksek tutulmuş. Buna karşılık yeni film, atmosferini büyük ölçüde başka bilim kurgu klasiklerinden ödünç alıyor. Şehir tasarımlarında Blade Runner, teknolojik dünyasında Minority Report, aksiyon estetiğinde ise The Matrix ve I, Robot gibi filmlerin etkisi açıkça hissediliyor.
Film her ne kadar kendisini Philip K. Dick'in öyküsüne daha yakın bir yorum olarak sunsa da, Verhoeven'in uyarlamasının gölgesinden tam anlamıyla çıkamıyor. Üstelik yalnızca ilk Total Recall değil, pek çok bilim kurgu klasiğinin estetik mirası da filmin üzerinde dolaşıyor.
Not: Filmi izlerken aklıma farklı bir okuma daha geldi. Douglas Quaid nasıl Recall'a giderek zihninde yeni bir macera yaşamak istiyorsa, Hollywood da yıllardır benzer bir refleksle geçmişte başarı kazanmış filmleri yeniden dolaşıma sokuyor. Bu anlamda Total Recall, istemeden de olsa Hollywood'un kendi üretim biçimine dair bir alegoriye dönüşüyor. Eski başarıların güvenli alanına sığınan bu yaklaşım, kısa vadede nostalji duygusunu beslese de uzun vadede özgün fikirlerin önüne geçme riskini taşıyor.

Yorumlar