
İlk filmi Moon ile 2001: A Space Odyssey'den izler taşıyan güçlü bir bilim kurguya imza atan Duncan Jones, ikinci filmi Source Code ile bu kez öyküsünü yeryüzüne taşıyor. İlk filmine kıyasla zaman döngüsü, başka bir bedende uyanma, hafıza ve sanal gerçeklik gibi farklı temalara yönelse de, ikinci filmiyle birlikte yönetmenin sinemasal kimliğinin belirginleşmeye başladığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Moon'da bedeni ve zihni büyük bir şirket tarafından sömürülen Sam Bell karakteri üzerinden kurumsal kapitalizmi sorgulayan Jones, Source Code'da benzer bir meseleyi bu kez devlet ve askerî bürokrasi üzerinden ele alıyor. Afganistan'da görev yapan bir pilotun, kendi iradesi dışında bir deneyin parçasına dönüşmesi; bireyin bedeni ve bilincinin farklı iktidar mekanizmaları tarafından araçsallaştırılmasının yeni bir örneğine dönüşüyor.
Farklı hikâyeler anlatmasına rağmen iki filmin ortak noktası da burada ortaya çıkıyor: Duncan Jones için bilim kurgu, teknolojik gösterişten çok insanın özgürlüğü üzerine düşünmenin bir yolu. Yönetmen, ister büyük şirketleri ister devlet aygıtını merkeze alsın, bireyin bedenini ve zihnini denetim altına alan iktidar biçimlerini sorgulamayı tercih ediyor.
Henüz kariyerinin başında olmasına rağmen, benzer temaları farklı anlatılar içinde yeniden kurabilmesi Duncan Jones'un kişisel bir sinema dili oluşturduğunu gösteriyor. Eğer bu çizgisini koruyabilirse, bilim kurgu sinemasının dikkatle takip edilmesi gereken yönetmenlerinden biri olmaya aday.
Yorumlar