
Filmi izlerken, imkânsız bir aşkın en unutulmaz örneklerinden biri olan Wong Kar-wai'nin In the Mood for Love'ını hatırlamamak mümkün değil. Dokunamayan, konuşamayan; kısacası varlığını daha çok suskunluk üzerinden kuran bir aşkı anlatmak, hem yönetmen hem de oyuncular için son derece güç bir sınav. Böyle bir anlatıda duyguları diyaloglardan çok bakışlar, mekânlar, sessizlikler ve kadrajın içindeki mesafeler taşır. Güçlü mizansenler kurulamadığında ise bu kırılgan duygu dünyası seyirciye tam anlamıyla geçmez.
Mahmut Fazıl Coşkun, ilk uzun metrajında özgün fikri ve yalın anlatımıyla dikkat çeken farklı bir film ortaya koyuyor. Ancak duyguyu taşıyacak görsel dili yeterince derinleştiremediği için, sahip olduğu potansiyeli bütünüyle gerçekleştiremiyor. Sonuç olarak ilginç bir ilk filme imza atsa da, imkânsız bir aşkın sinemadaki en unutulmaz örnekleri arasına girecek büyük bir aşk filmi yaratmayı başaramıyor.
Yorumlar