CHE : Part One

Tarihte önemli bir yere sahip kişilerin hayatını sinemaya taşımak, biyografi türünün en zor sınavlarından biridir. Yönetmen için güçlük, karakteri ne putlaştırmadan ne de itibarsızlaştırmadan olabildiğince dengeli bir bakışla anlatabilmektir. Seyirci açısından ise beklenti daha farklıdır; herkes zihnindeki tarihsel figürü perdede de görmek ister ve bu nedenle biyografi filmleri çoğu zaman tartışmaların odağında yer alır.

Bu yüzden Che: Part One'a, üstelik Steven Soderbergh imzalı bir Amerikan yapımı olduğunu bilerek temkinli yaklaşmak mümkün. Ancak Soderbergh, Ernesto "Che" Guevara'yı ne ideolojik bir propaganda aracına ne de romantize edilmiş bir efsaneye dönüştürüyor. Onu tarihsel bağlamı içinde, güçlü ve zayıf yönleriyle ele almayı tercih ediyor.

Filmin en büyük başarısı da burada yatıyor. Che'yi ne karalayan klişelere teslim oluyor ne de onu kusursuz, masalsı bir kahraman olarak resmediyor. Devrim sürecini ve karakterini olabildiğince gözlemci bir bakışla aktarırken, seyircinin kendi değerlendirmesini yapmasına alan bırakıyor.

Steven Soderbergh'in sade ama etkili anlatımı, filmin parçalı kurgusu ve Benicio Del Toro'nun son derece ölçülü performansı bir araya geldiğinde, Che: Part One yalnızca başarılı bir biyografi filmi değil, aynı zamanda tarihsel bir figürü sinemaya taşımanın en dengeli örneklerinden biri hâline geliyor.

Yorumlar