The Ruins

The Ruins (Lanetli Topraklar), Hollywood'un bir dönem Uzak Doğu korku filmlerinin yeniden çevrimlerine ağırlık verdiği süreçte, bu kez kendi mitolojik kaynaklarına yöneldiği örneklerden biri olarak görülebilir. Scott Smith'in aynı adlı romanından uyarlanan film, klasik "bir grup gencin tekinsiz bir bölgede mahsur kalması" formülünü kullanıyor; ancak tehdidin kaynağını maskeli bir katil ya da bölgenin yerlileri yerine, Aztek kalıntıları arasında varlığını sürdüren gizemli ve istilacı bir bitkiye dönüştürüyor.

İnsan bedenini ele geçiren ve onu adeta yaşayan bir organizmaya dönüştüren bu bitki, filmin en ilginç fikrini oluşturuyor. Bu yönüyle bedenin dönüşümü ve biyolojik dehşet üzerinden ilerleyen anlatısı, ister istemez David Cronenberg sinemasını hatırlatıyor. Ancak benzerlik büyük ölçüde fikir düzeyinde kalıyor. Film, beden korkusunun psikolojik ve felsefi yönlerini derinleştirmek yerine, daha çok fiziksel şiddet ve grotesk görüntüler üzerinden etki yaratmayı tercih ediyor.

Bu yaklaşımıyla The Ruins, Hostel benzeri dönem korkularına daha yakın bir yerde duruyor. Zaman zaman özgün fikirler ortaya atsa da, bunları klişe karakterler ve tahmin edilebilir anlatı tercihleriyle desteklediği için potansiyelini tam anlamıyla değerlendiremiyor. Sonuç olarak ilginç bir çıkış noktasına sahip olsa da, sunduğu fikrin derinliğine inmeyi başaramayan, vasatın biraz üzerinde bir korku filmi olarak akılda kalıyor.


Bunu Seven Şunu da Sevebilir : Cabin Fever (Eli Roth - 2002)

Yorumlar