-
İstanbul Film Festivali Uluslararası Yarışma bölümünde En İyi Film ödülünü alan Rodrigo Plá’nın son filmi Un Monstre à mille têtes, kocasının kanser tedavisinin masraflarını karşılamayı reddeden bir sigorta şirketine karşı mücadele eden Sonia’nın bireysel cinnet anını, an ve an kayda alıyor.
Rodrigo Plá bu kez, gelir düzeyi orta sınıfın biraz üzerinde bir ailenin hikâyesini anlatsa da, La Zona’da olduğu gibi kapitalizmin yarattığı derin sınıfsal uçurumları ustalıkla görünür kılmayı başarıyor. Film, yoksullukla değil; sistemin “makul”, “saygın” ve “güvenceli” sandığımız katmanlarında bile nasıl bir çıkışsızlık üretebildiğiyle ilgileniyor.
Neo-kapitalist şirketler tarafından kuşatılmış küresel küçük dünyamızın dertleri artık neredeyse evrensel bir benzerlik taşıyor. Dünyanın öbür ucunda, Meksika’da çekilmiş bir film; burada, belki defalarca deneyimlediğimiz bir sorunu gözler önüne seriyor ve bu yüzden hiçbir yabancılık hissi yaratmıyor. Sonia’nın yaşadığı cinnet, izleyiciye “aşırı” gelmiyor; aksine fazlasıyla tanıdık duruyor.
Çünkü Sonia’nın yaşadığını biz de yaşamıyor muyuz? Bankalarda, çağrı merkezlerinin bitmeyen otomatik yanıtlarında, sigorta şirketleriyle muhatap olduğumuz o soğuk ve anonim anlarda… Film tam da bu yüzden bireysel bir öfke hikâyesinden çok, sistematik bir şiddetin portresine dönüşüyor.

Yorumlar