The Final Girls

The Final Girls, yeniden çevrim ve retro furyasını ti’ye alırken kendi özgün dilini kurmayı başaran nadir örneklerden biri. Film, 80’ler korku sinemasına takıntılı bir grup geek’i eski bir slasher filminin içine hapsederek, türün klişelerini yalnızca yeniden üretmekle kalmıyor; onları günümüz sinema diline göre bilinçli biçimde yeniden inşa ediyor.

Yapımın asıl başarısı, bu bilinçli kopyacılığı basit bir nostalji gösterisine değil, gerçek bir parodiye — hatta yer yer taşlamaya — dönüştürmesinde yatıyor. Film, geçmişi kutsamak yerine onunla mesafeli ve ironik bir ilişki kuruyor.

Yıllar önce annesini kaybetmiş Max için ise bu sinemasal oyun beklenmedik bir duygusal alana açılıyor. Annesi, hapsoldukları filmin oyuncularından biri olarak karşısına çıktığında, The Final Girls yalnızca türle değil; hafızayla, kayıpla ve sinemanın yas tutma biçimleriyle de hesaplaşmaya başlıyor. Max’in annesini kurtarma çabası, yeniden çevrim furyasına yöneltilmiş en sade ama en tok repliklerden birini beraberinde getiriyor:

Geçmiş… geçmiştir.

Yorumlar