Bound - The Matrix

Bound’da Violet’in Corky’e sunduğu kahve seçimi, yüzeyde basit bir tercih anı gibi görünür. Oysa bu sahne, The Matrix’te Morpheus’un Neo’ya sunduğu kırmızı ve mavi hap ikilemiyle aynı damardan beslenir. Her iki durumda da mesele seçim değil; seçimin kaçınılmazlığıdır.

Wachowski’ler, Bound ile bu fikrin provasını yapar. Daha küçük, daha bedensel, daha “kirli” bir evrende kurulan bu yapı; The Matrix’te metafizik bir düzleme taşınır ve çok daha geniş bir yankı bulur. Biri arzunun ve iktidarın içinde sıkışmış bir kaçış planıyken, diğeri gerçekliğin kendisini sorgulayan bir uyanış anlatısına dönüşür. Ama özünde ikisi de aynı soruyu fısıldar: Seçim gerçekten bize mi aittir?

Morpheus, Neo’nun kırmızı hapı seçeceğini “bildiği” için değil, buna inandığı için o teklifi sunar. Bu bir bilgi değil, yönlendiren bir inançtır. Aynı şekilde Violet, Corky’ye sade kahveyi sunarken onun neyi seçeceğini çoktan sezmiştir. Çünkü Corky’nin arzusu, korkusu ve potansiyeli zaten okunabilir durumdadır.

Dolayısıyla bu sahneler bir özgürlük anı değil, farkındalığın eşiğidir. Karakterler seçim yaptıklarını sanırken, aslında çoktan kurulmuş bir yönelimin içine adım atarlar.

Bound bu anlamda kenarda kalmış bir başyapıt gibi durur. Daha az “felsefi” görünür, daha az konuşulur; ama kurduğu gerilim ve karakterler arası güç ilişkileriyle son derece bilinçli ve keskin bir yapı sunar. The Matrix ise bu yapıyı alır, büyütür ve kolektif bilince kazır.

Sonuçta ister bir fincan kahve, ister iki renkli hap olsun—sunulan şey bir tercih değil, doğru anda açılan bir kapıdır. Ve biz o kapıdan geçerken özgür olduğumuzu sanırız.


Üst - The Matrix 1999
Alt - Bound 1996

Yorumlar