Alting Bliver Godt Igen


Reconstruction, lineer olmayan kurgusu, döngüsel anlatısı ve merkezine aldığı tekinsiz aşk hikâyesiyle Christoffer Boe sinemasının karakteristik örneklerinden biri olarak karşımıza çıkmıştı. İzleyiciyi bilinçli biçimde zorlayan ama aynı ölçüde içine çeken bu yapı, yönetmenin anlatı formuna olan müdahalesini açıkça ortaya koyuyordu.

Boe, yeni filminde de benzer bir yaklaşımı sürdürerek yine kendine özgü bir tekinsizlik atmosferi kuruyor. Bu kez anlatı, bilinçaltı sularında gezinen politik bir gerilim hattına yaslanıyor. Hikâye, Jacob’un arabasıyla çarptığı Doğulu bir gencin çantasında Danimarkalı askerlerin tutuklulara işkence yaptığını gösteren fotoğrafların bulunmasıyla başlıyor. Kendisi aynı zamanda bir senaryo yazarı olan Jacob, bu olayı çözmeye çalışırken aslında seyirci de onun parçalı geçmişini ve kimliğini çözümlemeye dahil oluyor.

Yönetmenin önceki işlerine kıyasla daha takip edilebilir bir kurgu tercih etmesi, anlatıyı daha erişilebilir kılıyor. Bu tercih, gerilimin ve merak duygusunun film boyunca diri kalmasını sağlarken, seyirciyi sürekli bir açığa çıkma beklentisi içinde tutuyor. Ancak bu kontrol edilen açıklık, bazı noktalarda Boe’nin alışıldık anlatı risklerini törpülemiş gibi de hissedilebiliyor.

Filmin finaline doğru yapılan hamle ise anlatıyı yalnızca bireysel bir suç ya da politik bir skandal düzleminden çıkarıp daha felsefi bir zemine taşıyor. Bu noktada Jean Baudrillard simülasyon teorisi akla geliyor. Baudrillard’ın, medyatik imgelerin gerçekliği ikame ederek toplumsal bir duyarsızlık ürettiği düşüncesi, filmde daha farklı bir yönde yeniden düşünülüyor: artık mesele yalnızca görüntülerin gerçekliği silmesi değil, bu görüntülerin bilince kazındıktan sonra bile bireyi rahatsız etmeye devam etmesi.

Filmin görsel dili güçlü bir atmosfer kurmayı başarırken, anlatısal düzlemde zaman zaman daha büyük bir yoğunluk beklentisi yaratıyor. Bu anlamda film, Boe’nin potansiyelini tamamen tüketen bir iş olmaktan ziyade, onun sinemasına dair beklentiyi yeniden tanımlayan ama her açıdan tatmin etmeyen bir ara durak gibi de okunabilir. Yine de ortalama bir politik gerilim filminden daha fazlasını vaat ettiği ve çoğu anında bunu başardığı söylenebilir.

Yorumlar