Bornova Bornova


“Ah bize de bir şans verilse” diye diye mahalle bakkalının önünde günlerini tüketen Salih ve Hakan, sinopsis düzeyinde abi-kardeş olarak tanımlansa da, film ilerledikçe aralarındaki bağ çok daha hiyerarşik ve dolaylı bir baba-oğul ilişkisine yaklaşır. Çünkü burada mesele kan bağı değil; otorite, hayranlık ve yerini alma arzusudur.

Film, sinopsisinden de anlaşılacağı üzere, yaptıklarımızdan çok söylediklerimiz üzerine kurulu bir dünyayı hedef alır. Eylemden çok ahkâm kesmenin belirleyici olduğu, üretmekten ziyade hazırı tüketen bir zihniyet eleştirisi kurar. Ancak bu eleştiri yalnızca bireysel bir tembellik meselesi olarak kalmaz; giderek toplumsal ve hatta politik bir zemine doğru genişler.

Hakan’ı eyleme sürükleyen asıl kırılma, Salih’in kız arkadaşıyla kurduğu ilişki etrafında belirir. Bu noktada Hakan’ın zihninde kurduğu “kusursuz Salih” imgesi çatlamaya başlar. Murat’la yaptığı konuşmalarda bile Salih’e dair en ufak bir eleştiriye yer vermemesi, bu idealizasyonun ne kadar güçlü kurulduğunu gösterir. Ancak bu ideal figür, gerçeklikle temas ettikçe çöker; Salih artık sadece bir abi değil, aynı zamanda aşılabilir, hatta yerinden edilebilir bir figüre dönüşür.

Filmin finalindeki hesaplaşma da yine bir “ahkâm” anı olarak başlar. Fakat bu kez sözün yerini şiddet alır. Bıçağın (fallusun) Hakan’ın eline geçmesi, yalnızca bir güç devri değil, aynı zamanda sembolik bir iktidar aktarımıdır. Hakan, abisinin yerini alarak mahallenin yeni “delikanlısı” olur; ancak bu bir dönüşümden çok bir tekrar üretimidir.

Sonuçta film, kırılma gibi görünen her anın aslında aynı yapıyı yeniden kurduğunu gösterir. Değişen kişiler değil, yerlerdir. Sistem yerinden oynamaz; yalnızca el değiştirir.

Yorumlar