Dante 01:


Mitolojide Hades'in yeraltı dünyasına kaçırdığı Persephone'un bir izdüşümünü Dante 01 üssünde görüyorsak, bu üssü rahatlıkla bir cehennem tasviri olarak okuyabiliriz. Hapishanenin sakinleri de tarihin ve insanlığın karanlık yüzüne yabancı olmayan figürlerdir.

Filmin açılışında Persephone'un sesiyle karşılaştığımızda bizi bir masalın beklediğini düşünürüz. Ancak ortaya çıkan şey, anlatısından çok görselliğine yaslanan bir deneyimdir. Marc Caro'nun önceki işlerini düşündüğümüzde, bu durum şaşırtıcı değildir; Dante 01, hikâye anlatmaktan çok imgeler ve semboller üzerinden ilerlemeyi tercih eder.

Mahkûmlar üzerinde uygulanan nanoteknolojik deneyler, çağımızın bilimsel ilerleme takıntısını yansıtması açısından dikkat çekicidir. Ancak film, kötülüğün ya da suçun teknoloji aracılığıyla dönüştürülebileceğine pek inanmaz. Suçluların ehlileşmesini sağlayan şey bilim değil, Aziz Georges figürünün temsil ettiği ruhsal dönüşümdür.

Finalde Aziz Georges kötülüğü yener; fakat bir kahraman olarak yüceltilmez. Çarmıha gerilerek yok olur. Bir efsaneye dönüşmez, zaferinin ödülünü almaz. O yalnızca kötülüğe karşı savaşmayı seçmiştir.

Filmin sonunda Persephone'un fısıldadığı sözler ise bu mücadelenin bedelini açığa çıkarır. Kötülüğe karşı verilen savaş, ejderhayla savaşma gücünün bile yitirilmesini gerektirecek kadar ağırdır.

Böylece film bizi şu düşünceye getirir: Kötülükle mücadele kolektif bir seferberlik, medeniyet projesi ya da kahramanlık anlatısı değildir. Asıl mücadele insanın kendi içinde başlar. İnsan, önce kendi karanlığını fark etmek ve onu ehlileştirmek zorundadır.

Yorumlar