Ingmar Bergman'ın erken dönem filmlerinden biri olan Summer with Monika, yönetmenin sonraki filmlerinde de sıkça karşımıza çıkacak görsel duyarlılığın ilk güçlü örneklerinden birini sunuyor.
Birbirlerini ve kendilerini arayan iki genç için en doğal kaçış alanı yoldur; bu yüzden film aynı zamanda güçlü bir yol filmi olarak da okunabilir. Bergman, Monika ile Harry'nin çalkantılı ilişkisini anlatırken, aşkın gündelik hayatın ağırlığı karşısında nasıl yavaş yavaş çözündüğünü gösteriyor.
Ben filmi, Abraham Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi üzerinden okumayı tercih ettim. Maslow'a göre insanın kendini gerçekleştirebilmesi için önce fizyolojik ihtiyaçlarını, güvenlik gereksinimini ve aidiyet duygusunu karşılaması gerekir. Monika ile Harry ise bu piramidin henüz en alt basamaklarındayken, tüm bu eksiklikleri yalnızca birbirlerine duydukları aşkla aşabileceklerini sanarak yola çıkıyorlar. Ancak özgürlük arzusu, hayatın ekonomik ve toplumsal gerçekleriyle karşılaştığında kırılıyor. Bergman da böylece romantik aşkın tek başına insanı ayakta tutmaya yetmediğini; sağlam bir yaşam zemini olmadan özgürlüğün de, aşkın da uzun süre varlığını sürdüremeyeceğini gösteriyor.


Yorumlar