There Will Be Blood

Sıradan bir işçi olan Daniel Plainview, kendi deyimiyle bir “aile şirketiyle” —elbette sözde— petrol serüvenine başlar. İlk cepheyi, topraklarını satın aldığı ailenin rahip —yine sözde— oğluna açar. Bu iki figür arasındaki çatışma, filmin omurgasını oluşturarak son ana kadar sürer.

Zamanla Daniel’in açtığı cepheler çoğalır: Kardeşine —sözde—, oğluna —sözde— ve nihayetinde dine. Kilise ayinlerinde günah çıkarır; ama bu arınma, inançtan çok stratejinin bir parçasıdır. Film ilerledikçe Daniel, karşısındaki tüm figürleri tüketir ve sonunda kaçınılmaz olarak son cepheyi kendi ruhuna açar. Bu noktada karakter, bireysel bir portreden çıkarak Amerikan kapitalizminin karanlık bir metaforuna dönüşür.

There Will Be Blood, özünde sermaye ile din arasındaki gerilim üzerine kurulmuş bir filmdir. İnanç, ahlak ve aile kavramları; kapitalist hırsın elinde içi boşaltılmış araçlara dönüşür. Paul Thomas Anderson, bu çürümeyi didaktik olmadan, karakterin giderek yalnızlaşan varlığı üzerinden anlatır.

Ve sinematografi… Öyle bir incelikle kurulmuştur ki, izlerken insanın içinden istemsizce “sinema bu” diye haykırmak gelir.

Bunu Seven Şunu da Sevebilir : No Country For Old Men (Dir. Coen Brothers)

Yorumlar