Falling Skies



Falling Skies'ın ilk bölümünü izlediğimde dizinin ikinci sezonu göremeyeceğini düşünmüştüm. Pek sevmesem de ilk sezonu tamamladım. Sezonun ortalarında ikinci sezon onayı geldi. Bu kez de üçüncü sezonu göremeyeceğini düşünürken, ikinci sezon daha yayınlanmaya başlamadan üçüncü sezon siparişi de verildi. Açıkçası dizinin bu kadar uzun ömürlü olmasına şaşırdığımı söylemeliyim.

İlk sezonun en büyük problemi, dramatik yapısını sağlam temeller üzerine kuramamasıydı. Karakterler arasındaki ilişkiler yeterince derinleşmiyor, çatışmalar ise yüzeyde kalıyordu. Ne yazık ki ikinci sezon da aynı sorunları büyük ölçüde devam ettiriyor.

Oysa dizinin elindeki malzeme son derece zengin. Uzaylı istilasına uğramış bir dünya; siyasi çatışmalar, asker-sivil gerilimleri, baba-oğul ilişkileri, ahlaki ikilemler ve farklı hayatta kalma stratejileri üzerinden çok katmanlı bir hikâye kurmaya son derece elverişli. Özellikle Battlestar Galactica'nın gösterdiği gibi, böylesi bir ortam güçlü politik ve insani çatışmalar üretmek için büyük bir fırsat sunuyor. Ancak Falling Skies, bu potansiyellerin büyük bölümünü değerlendirmek yerine güvenli sularda kalmayı tercih ediyor.

Bunun sonucunda karakterler de gelişemiyor. Dizi sürekli Tom Mason, çocukları ve birkaç ana karakter etrafında dönüp duruyor. Yan karakterler hikâyeyi dönüştüren bağımsız figürlere dönüşemiyor; yalnızca ana karakterlerin yolculuğunu destekleyen işlevsel rollerde kalıyor. Böyle olunca hem dramatik yapı daralıyor hem de dizinin dünyası beklenenden çok daha küçük hissediliyor.

Bütün bu eksiklerine rağmen dizinin nasıl reyting aldığı ve ikinci sezon yayınlanırken üçüncü sezon onayını almayı başardığı sorusu akla geliyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri sanırım televizyon dünyasında yaşanan bilimkurgu kıtlığı. Türün sadık bir izleyici kitlesi var ve Falling Skies, tüm kusurlarına rağmen o boşluğu doldurabilen az sayıdaki yapımdan biri olmayı başarıyor.


Yorumlar