God Bless America

God Bless America, Bobcat Goldthwait'in hem senaryosunu yazdığı hem de yönettiği, merkezine orta yaşlı Frank'i alan kara mizah tonunda bir film. Uykusuzluk ve migrenle mücadele eden Frank, televizyon kültüründen, reality show'lardan ve giderek kabalaştığını düşündüğü toplumdan derin bir nefret duyan sıradan bir adamdır. Beyninde tümör olduğunu öğrenmesiyle birlikte intiharın eşiğine gelir; ancak silahını kendisine çevirmek yerine nefret ettiği dünyaya doğrultur. Roxy ile tanışmasının ardından ikili, kendi ahlaki ölçütlerine göre "ölmeyi hak eden" insanları hedef alan kanlı bir yolculuğa çıkar.

Fight Club, Léon: The Professional, Bonnie and Clyde ve Natural Born Killers gibi filmlerden izler taşıyan Goldthwait, baştan sona enerjisini büyük ölçüde koruyan bir anlatı kurmayı başarıyor. Ancak bu ritim, yer yer inandırıcılığını kaybediyor. Amerika'nın dört bir yanında cinayet işleyen ve görüntüleri defalarca medyaya yansıyan iki amatör katilin polis tarafından neredeyse hiç tanınmaması, filmin kendi gerçeklik duygusunu zedeliyor.

Filmin bir diğer sorunu ise didaktik dili. Goldthwait, medya kültürü, popüler eğlence ve toplumsal yozlaşma üzerine söylemek istediği her şeyi karakterlerinin ağzından doğrudan dile getiriyor. Böyle olunca Frank, yaşayan bir karakter olmaktan çok yönetmenin öfkesini dillendiren bir sözcüye dönüşüyor. Üstelik film, böylesine ağır bir ruhsal çöküş yaşayan bu karakteri ciddiye almamızı isterken, onun iç dünyasını derinleştirecek dramatik zemini kurmakta yeterince başarılı olamıyor.

God Bless America, öfkesini saklamayan, sert ve provokatif bir film. Ancak tam da söylemek istediklerinin en güçlü olduğu yerde, onları karakterlerinin patolojisinin arkasına gizlemeyi tercih ediyor. Böylece film, cesur görünmek ile gerçekten cesur olmak arasında gidip geliyor. Sonuçta elindeki fikirler güçlü olsa da, onları taşıyacak dramatik sağlamlığa her zaman sahip olamıyor.

Yorumlar