The Ward

Usta yönetmen John Carpenter'ın uzun bir aradan sonra çektiği ilk uzun metraj olan The Ward, 1966 yılında bir akıl hastanesinde geçen bir teen slasher olarak yönetmenin yeniden beyazperdeye dönüşünü simgeliyor.

Ne var ki Carpenter, bu dönüşünde kariyerinin en parlak dönemlerindeki formundan oldukça uzak bir iş ortaya koyuyor. Gerilim atmosferini kurmakta zaman zaman başarılı olsa da, film ne Halloween'in saf dehşetine ne de The Thing'in paranoyasına yaklaşabiliyor. Buna rağmen The Ward, yönetmenin son dönemindeki zayıf filmler düşünüldüğünde, rahatlıkla izlenebilecek ve eski ustalığından küçük izler taşıyan bir yapım olmayı başarıyor.

Filmin en dikkat çekici yönlerinden biri ise dönem atmosferini yakalama konusundaki başarısı. 1966 yılında geçen hikâye, yalnızca dekoru ve kostümleriyle değil, anlatım biçimiyle de sanki gerçekten o yıllarda çekilmiş bir korku filmi hissi uyandırıyor. Carpenter'ın klasik anlatıya sadık kalması, filmi çağdaş korku sinemasından çok eski usul bir gerilim olarak konumlandırıyor.

Belki The Ward, John Carpenter'ın eski ihtişamını temsil etmiyor; ancak uzun süren sessizliğin ardından, ustanın yeniden kamera arkasına geçtiğini görmek bile korku sineması adına sevindirici. Dileğimiz, bu filmin Carpenter'ın bizi yeniden koltuğa çivileyen günlerine dönüşünün ilk işareti olması.

Yorumlar