
Grindhouse projesinde sahte bir fragman olarak doğan Machete, gördüğü ilginin ardından Robert Rodriguez tarafından uzun metrajlı bir filme dönüştürüldü. O fragmanın en eğlenceli yanı ise, kuşkusuz Danny Trejo'nun başrolde yer almasıydı. Yıllarca sert yan karakterleri canlandıran Trejo'nun bir anda klasik aksiyon kahramanına dönüşmesi, filmin en büyük mizah kaynaklarından birini oluşturuyor.
Grindhouse projesinin gişedeki hayal kırıklığının ardından Quentin Tarantino, Inglourious Basterds ile sinemasını yeniden güçlü bir şekilde ayağa kaldırmayı başardı. Tarantino'nun sinema dilini oluşturan ucuz eğlence, popüler kültür ve şiddet estetiği bu filmde de karşılığını buluyordu.
Robert Rodriguez ise benzer sularda yüzmesine rağmen önemli bir noktada Tarantino'dan ayrılıyor. Filmlerindeki sömürü sineması estetiğini çoğu zaman politik bir alt metinle beslemeyi tercih ediyor. Machete de bu yaklaşımın en belirgin örneklerinden biri. Film, göçmenlik, sınır politikaları ve ırkçılık gibi ciddi meseleleri, bilinçli olarak abartılmış bir B filmi estetiğinin içine yerleştiriyor.
Ne var ki bu politik tema, filmin sunduğu absürt eğlencenin içinde zaman zaman eğreti duruyor. Rodriguez'in önceliği hiçbir zaman politik bir tartışma yürütmek değil; aksine bu mesajları kanlı, abartılı ve mizah yüklü aksiyonun içine eritmek. Bu yüzden Machete, politik söylemini derinleştiren bir film olmaktan çok, onu sömürü sinemasının kuralları içinde eğlenceli bir malzemeye dönüştürüyor.
Sonuçta Machete, politik tavrından çok enerjisiyle hatırlanacak bir film. Danny Trejo'nun karizması ve Rodriguez'in B filmi estetiğine duyduğu sevgi sayesinde, ciddiye alınmayı beklemeyen ama ne anlatmak istediğini de gizlemeyen eğlenceli bir seyirlik ortaya çıkıyor.
Yorumlar