Av Mevsimi


Av Mevsimi, yalnızca bir polisiye anlatmıyor; aynı zamanda şu soruyu da soruyor: Bu ülkede güçlü bir polisiye sineması mümkün mü?

Yavuz Turgul, bu soruyu filmin içine yerleştirdiği antropolog Hasan karakteri üzerinden tartışıyor. Hasan, sanki bu topraklarda iyi bir polisiye izlemek isteyen seyircinin perdedeki karşılığı gibi duruyor. Polisliğe bir türlü alışamaması, sürekli mesleği bırakmayı düşünmesi ve olaylara dışarıdan bakmaya çalışması, filmin kendi türüyle kurduğu mesafeyi de yansıtıyor.

Hasan'ın yaşadığı yabancılaşma gibi, yerli polisiye de biz seyirciler için hâlâ tam anlamıyla doğal bir deneyime dönüşebilmiş değil. Çünkü polisiyeyi yıllardır başka ülkelerin sinemasıyla tanıdık; anlatım ritmini, atmosferini ve karakterlerini de büyük ölçüde o gelenek üzerinden öğrendik. Bu nedenle yerli örnekler ne kadar başarılı yönetilmiş, ne kadar güçlü prodüksiyonlara sahip olursa olsun, çoğu zaman o geleneği aşmaktan çok onu doğruluyor.

Buna rağmen Av Mevsimi, atmosferi, oyunculukları ve Yavuz Turgul'un sağlam anlatımıyla tür adına önemli bir adım olmayı başarıyor. Belki kusursuz bir polisiye değil; ama bu topraklarda polisiyenin nasıl bir dile kavuşabileceğine dair samimi bir arayış.

Film boyunca akılda kalan soru ise değişmiyor:

Bu ülkeden güçlü bir polisiye çıkar mı?

Belki de bu sorunun cevabını bulabilmek için, Ferman'ın söylediği gibi, başka bir aralıktan bakmayı öğrenmemiz gerekir.

Yorumlar