
Dog Soldiers ile korku sineması takipçilerinin dikkatini çeken Neil Marshall, ardından gelen The Descent ile bu başarısını daha da ileri taşıyarak tür sinemasındaki yeteneğini kanıtlamıştı. Yönetmen, sonrasında çektiği türler arası bir deney olan Doomsday ile beklentileri tam olarak karşılayamasa da, kendine özgü enerjisini ve aksiyon anlayışını korumayı başardı.
Yeni filmi Centurion ise Roma İmparatorluğu'nun Britanya seferleri sırasında geçen, yönetmenin alışılmış sinemasal dünyasından izler taşıyan bir macera filmi olarak karşımıza çıkıyor. Sert aksiyon sahneleri, hızlı temposu ve tür kodlarına hâkimiyetiyle eğlenceli bir seyirlik sunan film, Neil Marshall'ın belirli bir standardı yakaladığını gösteriyor.
Ancak yönetmenin sinemasındaki temel sorun da tam burada ortaya çıkıyor: Marshall, kurduğu bu standardın üzerine yeni bir şey eklemekte zorlanıyor. Tür sinemasının kurallarını iyi bilen, atmosfer yaratma konusunda başarılı bir yönetmen olmasına rağmen, filmleri zaman zaman daha önce ulaştığı noktaların tekrarına dönüşüyor. Bu standardın onu ne kadar taşıyacağı bilinmez; ancak Neil Marshall'ın sahip olduğu yeteneği daha cesur ve özgün tercihlerle birleştirdiği takdirde çok daha güçlü bir sinema çizgisine ulaşabileceği açık.
Yorumlar