La double vie de veronique


Krzysztof Kieślowski, The Double Life of Véronique'te Sergei Eisenstein'ın "Sinema tüm sanatların en üstünüdür; çünkü tüm sanatları içinde barındırır." sözünü adeta somutlaştırıyor. Müzik, resim, şiir ve sinemayı aynı potada eriten film, şiirsel anlatımı ve büyüleyici görselliğiyle yönetmenin en özel yapıtlarından biri olarak öne çıkıyor.

Film, birbirlerinden habersiz yaşayan iki kadının, Weronika ve Véronique'in gizemli bağı üzerine kurulu. Birinin ölümü, diğerinin hayatında açıklanması güç bir boşluk ve sezgisel bir değişim yaratıyor. Kieślowski bu mistik bağı açıklamaya çalışmıyor; aksine, hissedilen ama tam anlamıyla tarif edilemeyen duyguların peşinden gidiyor. Böylece film, kader, sezgi, kimlik ve görünmeyen bağlar üzerine şiirsel bir meditasyona dönüşüyor.

Filmin en unutulmaz anlarından biri ise kuklacıyla yapılan kısa konuşma. Aslında bu soru yalnızca Véronique'in değil, filmin başından beri seyircinin zihnini meşgul eden sorunun da ifadesi oluyor:

Véronique: "Neden aynı kukladan iki tane yaptın?"
Kuklacı: "Kuklaları gösterilerimde çok fazla kullanıyorum. Kolaylıkla hasar görebiliyorlar."

Belki de Kieślowski, filmin bütün sırrını bu kısa diyalogda saklıyor. Çünkü The Double Life of Véronique, cevaplardan çok sezgilerle, açıklamalardan çok hislerle yaşayan bir film. Bu yüzden de izlendikten sonra zihinde çözülmesi gereken bir bilmece değil, uzun süre yankılanan bir duygu olarak kalıyor.

Yorumlar